A- Türk Erkek Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A- Türk Erkek Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2018 Pazar

Ahmed Cevdet Paşa

Ahmet Cevdet Paşa, 27 Mart 1822’de Lofça’da dünyaya gelmiş ve 26 Mayıs 1895 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Lofça doğumlu olmasından ötürü kendisine Lofçalı Ahmet Cevdet Paşa da denmiştir. Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılda yetişmiş devlet ve bilim adamı olmakla beraber aynı zamanda tarihçi, şair ve hukukçudur. Osmanlı Devleti’ne büyük katkılar sağlamakla kalmamış; hem İslam âlemine hem de Türk dünyasına faydalı sayısız eser bırakmıştır.

Kendisinin doğduğu yer günümüzde Bulgaristan sınırları içerisinde yer almaktadır. Asıl ismi Ahmet iken Cevdet mahlasını ona Süleyman Fehim vermiştir. Eğitim sürecinin ilk yılları Lofça’da olmuştur. Ardından eğitimine devam etmek için 1839 yılında İstanbul’a gelmiş ve Fatih Camii’nde medreseye başlamıştır. O zamanların meşhur tekkesi Murad Molla tekkesinde de eğitim almıştır.

22 yaşına geldiğinde Rumeli’de kadı olarak memurluğa başladı. Ancak bu iş sadece rütbe olarak kalmış olduğundan İstanbul’dan ayrılması gerekmedi. 1845 yılında müderris oldu ve camilerde ders verdi. Bu süreçte iken devlet adamlığındaki yıldızı da parlamaya başladı. Yeni kanunların hazırlanması aşamalarında büyük yardımları dokundu.

1850 yılında Dar-ül Muallimin müdürlüğüne başladı ve kısa sürede mektebi ıslah etti. Kendisi, bilimsel olan her konunun Türkçe ile yazılabilmesinin mümkün olduğuna inandı ve çeşitli eserleri sadeleştirdi. Bilimin Osmanlı’da yayılmasıyla beraber Fransız Bilimler Akademisi sistemiyle çalışacak bir akademi kurulması fikrini savundu ve padişahın da uygun görmesiyle 1851’de Encümen-i Danis kuruldu. 1855 yılında devletin resmi tarihçisi olarak göreve başladı ve 10 yıl boyunca görevini sürdürdü.

Ahmet Cevdet, 1856 yılında evlenmiş ve bu evliliğinden 3 çocuk dünyaya gelmiştir. Çocuklarından Fatma Aliye Hanım ilk Türk kadın romancı olarak, Oğlu Sedat Bey ise kaleme aldığı mantık kitapları ile tanınmışlardır. Diğer kızı Emine ise, İttihat ve Terraki Cemiyeti’nde görev almış; siyasete öncülük etmiştir.

Hukuk konusuyla da yakından ilgili olan Paşa, çeşitli görevlerde bulunmuştur. Paşa olduğu sıralarda da hukuk, bilim, tarih alanında çok faydalı işler yapmıştır. 1881 yılında Abdülaziz’in ölümünde sorumlu olanları yargılamak için Yıldız Mahkemesi’nde adliye nazırı olarak görev yapmıştır. 1882 yılında adliyeden ayrılan Paşa, 3 yıl kadar devlet adamlığından uzak kalmayı tercih etmiş ardından tekrar adliye nazırı olmuştur. Ancak görevinde 4 yıl devam ettikten sonra çalışma hayatına son vermeye karar vermiş; hayatının geri kalanını ailesine ve çalışmalarına ayırmak istemiştir. Ahmet Cevdet Paşa, 1895 yılında Bebek’te bulunan yalısında vefat etmiş ve naaşı Fatih Camii bahçesine defnedilmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa’nın Eserleri

Osmanlı Devleti’nin 1774-1825 yılları arasındaki tarihini anlattığı, 12 ciltlik eseri, Tarih-i Cevdet
Hz. Âdem’den başlayarak birçok peygambere, halifelere ve padişahlara yer verdiği, en çok bilinen eseri, Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa
Ahlaki ve siyasi cepheyi anlattığı eseri, Tezakir-i Cevdet
1839-1876 yılları arasındaki hadiseleri belirttiği ve Abdülhamid’e sunduğu eseri, Ma’ruzat
Gençlik dönemindeki şiirlerini topladığı eseri, Divançe-i Cevdet
İlk gramer kitabı kabul edilen ve Fuad Paşa ile beraber yazdığı eseri, Kavaid-i Osmaniyye
Mecelle, Belagat-ı Osmaniyye, Kavaid-i Türkiye, Adab-ı Sedat fi-ilm-il Adab, Hilye-i Seadet diğer eserlerinden bazılarıdır.

Ahmed Refik Altınay

AHMED REFİK ALTINAY
HAYATI, ESERLERİ (1881-1937)

Üstad Ahmed Refik 1881 yılında Beşiktaş’ta doğmuştur. Babası Üsküplü Ahmed Ağa’dır. İlk tahsilini Beşiktaş’ta Askerî Rüştiyesi’nde yapmış, sonra Kuleli Askerî İdadisi’nde okuyarak burada da orta tahsilini muvaffakiyetle bitirmiştir. Ahmed Refik buradan Harbiye’ye geçerek 1898’de piyade birinciliği ile ve yüzbaşılıkla çıkmıştır.

Ahmed Refik daha mektep sıralarında iken tarihe karşı çok merak ve düşkünlük göstermiş ve mektebi bitirdikten sonra da askerî mekteplerde ve Harbiye Mektebi’nde muallimlik vazifesi almıştır. Balkan Harbi’nden sonra da Harbiye’de Almanca okutmuş, fakat bir müddet sonra gözlerindeki zaaf dolayısıyla emekli edilmiştir.

Üstad Ahmed Refik bu tarihten sonra tarih inceleme ve yayınıyla daha fazla meşgul olmuş, birçok eserler vücuda getirmiştir. 1918’de kapatılan Darülfünun’a tarih öğretmeni olarak giren merhum, bir müddet sonra da müderris olmuş, bu arada tarihi Osmanî Encümeni ve Tarihî Vesikaları Tasnif Komisyonu azalıkları gibi ilmi vazifeler yapmıştır. Bu sırada Demirbaş Şarl adıyla yazdığı bir eserden dolayı 1918’de İsveç Hükümeti kendisine birinci rütbeden Vazda Nişanı’nı vermiş, ayrıca 10 bin Frank hediye edilmiştir

Üstad Ahmed Refik hayatının son günlerine kadar devam eden bir matbuat emektarlığı da yapmıştır. Tercümanı Hakikat ve İkdam gazetelerinde birçok tarihî makaleler neşretmiş, Tarih Encümeni mecmuasıyla Yeni Mecmua’da da, ilmî yazılar yazmıştır. Ahmed Refik Evrak Hazinesinde ilk olarak derin tetkikler yapmış, Türk tarihini aydınlatan pek çok mühim vesikalar bulmuş, bunları da neşretmiştir.

Üstadın matbuat hayatı çok zengin ve geniştir. Son günlerine kadar bugünkü gazete ve mecmualar- dan bir çoğuna tarihî makaleler ve tefrikalar yazıyor- du.

Ahmed Refik’in subay iken askeri tarihe ve askerlik vazifelerine dair yazdığı ve yayınladığı eserler 20’den fazladır.

Umumi tarihe ve Türk tarihine ait yazıp neşrettiği kitap ve risaleler de 32’yi bulmaktadır. Bunlar arasında altı ciltlik Büyük Tarihi Umumi, 3 ciltlik Tarihi Medeniyet gibi çok yüklü eserler de vardır. Bu arada Osmanlı tarihinin muhtelif simaları ve değerli tetkikleri ihtiva eden monografileri ve tedrisat kitapları bulunmaktadır.

Tarihî similar, Kabakçı Mustafa, Kadınlar Salta- natı, Lale Devri, Köprülüler, Felaket Seneleri, Tesa- viri Rical üstadın eserlerinin en fazla beğenilenlerin- dendir.

Üstad Almanca ve Fransızcayı çok iyi bilir ve aruz vezniyle çok güzel şiirler ve şarkılar vücuda getirir- di. Şarkı olarak yazdığı manzumelerden birçokları da bestelenmiş ve çok beğenilmiştir.

27 Şubat 2018 Salı

AHMET KARCILILAR

6 Haziran 1965'te Denizli'de doğdu. 1976'dan itibaren yerel gazetelerde öyküleri yayımlandı. 1987'de Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'ni bitirdi. 1990-98 yılları arasında pazarlama, finansman ve satış gibi çeşitli alanlardaki iş deneyimlerinin ardından yazarlıkta karar kılarak 1998 yılında Yağmur Hüznü'nü yayınladı. Yine aynı yıl Hayalet Gemi'de öykü ve denemeleri yayımlandı. 

2000 yılında Gülden Kale Düştü, 2001'de Fotoğraf Hikayeleri, 2002'de Akrep ve Semender'i yayımladı. Eserlerinde suç ve polisiye temaları vardır. 2003 yılında bir yayınevinde editör olarak çalışmaya başladı. 2004'te Kitap'ı yayınladı. Yağmur Hüznü isimli ilk romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı.

Eserleri
* Anonim Kitap, 
* Yağmur Hüznü, 
* Gülden Kale Düştü, 
* Akrep ve Semender

7 Şubat 2018 Çarşamba

A. M. Celal Şengör

A. M. Celâl Şengör 24 Mart 1955’te İstanbul’da doğdu. 1973 yılında Robert Academy’yi bitirdi.
1978’de State University of New York at Albany’den jeolog olarak mezun oldu. 1979’da master,
1982’de de aynı üniversiteden doktora aldı. 
1981’de İTÜ Maden Fakültesi, Genel Jeoloji Kürsüsü’ne asistan oldu. 
1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti’nin “Başkanlık Ödülü”nü. 
1986’da TÜBİTAK’ın Bilim Ödülü’nü aldı. Aynı yıl İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı’nda doçent oldu.
1988’de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi’nden şeref bilim doktoru (Docteur es Sciences honoriscausa) pâyesi aldı. 
1990 yılında Academia Europa’ya ilk Türk üye olarak seçildi, aynı yıl Avusturya
Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. 
1991 yılında Kültür Bakanlığı’nın Bilgi Çağı Ödülü’nü kazandı. 1992 yılında İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı’nda profesörlüğe yükseltildi. 
1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi kurucu üyesi oldu, Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyeliğine seçildi. 
1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi, ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 
1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France’da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti, burada “XIX. yüzyılda tektoniğin gelişmesine Fransız jeologlarının katkısı” konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998’de Collège de France’ın madalyasını aldı. 1999’da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyası’nı tevcih etti. 
2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. 2004’te American Philosophical Society üyeliğine, 2006’da Rusya Federasyonu Bilimler Akademisi’ne, 2012 yılında da Leopoldina Alman Ulusal Bilimler Akademisine yabancı üye olarak seçildi. 
2010 yılında Geologische Vereinigung kendisine Gustav- Steinmann Madalyasını tevcih etti. Şengör, Collège de France dışında İngiltere’de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD’de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya’da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi’nde misafir profesörlük yapmıştır.

Şengör jeolojide bilhassa yapısal jeoloji ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Bu konuda 16 kitap, 235 bilimsel makale, 195 tebliğ özeti ve pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 500’e yakın deneme yayınlamıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır.

Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir.

Abdulhak Şinasi Hisar

(1888) yılında İstanbul'da doğmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yayımlanmış ilk yazın dergilerinden olan Hazine-i Evrak'ı (1881-1882) çıkaran Mahmut Celâlettin'in oğludur. Tanzimat Edebiyatı'nın iki ünlü şairinin (Şinasi ve Abdülhak Hâmit) adları verilmiştir. Daha küçük yaşlarda bir Fransız mürebbiyeden Fransızca, komşuları olan Tevfik Fikret'ten de Türkçe dersleri almış, ilkokuldan sonra öğretimini Mekteb-i Sultanî'de (Galatasaray Lisesi'nde) tamamlamıştır (1898-1905). Daha sonra Paris'e giderek Ecole Libre des Sciences Politiques'te okumuştur (1905-1908). Meşrutiyetin ilanından sonra yurda dönmüş, uzun süre özel şirketlerde çalışmıştır (1909-1930). Daha sonra Ankara'ya giderek Balkan Birliği Cemiyeti Umumî Kâtipliği ve Dışişleri Bakanlığı Danışmanlığı görevlerinde bulunmuştur (1931-1948). Son yıllarında İstanbul'da bazı kurumların İdare meclisi üyeliklerinde bulunmuş, İstanbul'da ölmüştür (3 Mayıs1963).

Abdülhak Şinasi Hisar, Cevdet Kudret'in belirttiği üzere Meşrutiyet Döneminin Ahmet Haşim, Refik Halit, Hamdullah Suphi, Yahya Kemal, Yakup Kadri gibi şair ve yazarlarıyla aynı kuşaktan olmasına, çoğuyla okul sıralarından başlayan arkadaşlıklar kurmasına rağmen, yazmaya onlardan çok sonra başlamıştır. Önce Birinci Dünya Savaşı sonlarında bazı dergilerde şiirleriyle görünmüş ( 1918), sürekli olarak yazmaya ise Mütareke döneminde yönelmiştir. Bu dönemde Dergâh (1921), Yarın (1921) dergilerinde şiir ve eleştiri, İleri gibi gazetelerde de eleştiriler yazmıştır. Hisar, Cumhuriyet döneminde de Milliyet, Türk Yurdu gibi çeşitli gazete ve dergilerde yazmayı sürdürmüş, yazarlar arasında şair ve özellikle eleştirmeci olarak tanınmıştır. Hisar, Varlık dergisinde mensur şiirler, yazın üzerinde denemeler, eski yazarlar ve geçmiş dönem hayatını anlatan anılar yayımlanmıştır (1933-1943). Bir tür hazırlık dönemi sayılabilecek bu yıllardan sonra Abdülhak Şinasi Hisar 1941 yılından itibaren kendi yolunu bulmuş, özgün yapıtlarını peşpeşe vermeye başlamıştır. Hisar, Fahim Bey ve Biz romanıyla CHP Hikâye ve Roman Armağanı'nda üçüncülük almıştır (1942).

Yapıtları
Roman:
* Fahim Bey ve Biz (1941)
* Çamlıca'daki Eniştemiz (1944)
* Ali Nizamî Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği (1952),

Anlatı:
* Boğaziçi Mehtapları (1943)
* Boğaziçi Yalıları (1954)
* Geçmiş Zaman Köşkleri (1956),

Öteki Yapıtları:
* Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde (1955-Seçilmiş mısra ve beyit antolojisi)
* Geçmiş Zaman Fıkraları (1958)
* İstanbul ve Pierre Loti (1958)
* Yahya Kemal'e Veda (1959)
* Ahmet Haşim, Şiiri ve Hayatı (1963).

Abdurrahim Karakoç

7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.

İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasan'a Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı. 1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu. 

Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı. 1985 yılından sonra gazetecilik yaptı. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı: 'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'. 30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa 'Vur Emri' adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür. 7 Haziran 2012 tarihinde Hakk'a yürüdü.

Kendi dilinden kendi tarifi...

'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 7 Nisan 1932 tarihinde dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.

Bana gelince: Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum. Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular. En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...' 

Eserleri
Hasan'a Mektuplar (1965) 
El Kulakta (1969) 
Vur Emri (1973) 
Kan Yazısı (1978) 
Suları Islatamadım (1983) 
Beşinci Mevsim (1985) 
Dosta Doğru(1994) 
Akıl Karaya Vurdu (1994) 
Yasaklı Rüyalar (2000) 
Gökçekimi (2000) 
Gerdanlık-I (2000) 
Gerdanlık-II (2002) 
Gerdanlık-III (2005) 
Parmak İzi (2002) 
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)

Abdurrahman Çaycı

1927 yılında Ahlat?da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kastamonu, lise öğrenimini Kayseri?de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü?nden mezun oldu. İsviçre?nin Neuchatel Üniversitesi?nde “La Question Tunisienne et La Politique Ottomane” konulu tezi ile doktorasını tamamladı. 1968?de Doçent, 1975?de de Profesör unvanını aldı.

Kayseri Lisesi Müdür Yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra İsviçre Bölgesi Kültür Ataşe ve Müfettiş Yardımcılığı, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Kurucu Başkanlığı, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığı Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcılığı ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kurucu Dekanı görevlerinde bulunmuştur. TRT Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı da yapan Prof. Dr. Abdurrahman ÇAYCI, Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitisü Müdürü iken emekliye ayrıldı. 1983-2001 yılları arasında Atatürk Araştırma Merkezi Bilim Kurulu Üyeliği yapmıştır.

Prof. Dr. Abdurrahman ÇAYCI?nın “La Question Tunisienne et La Politique Ottomane” ve “Büyük Sahra?da Türk-Fransız Rekabeti” isimli eserleri Arapça?ya tercüme edilmiştir. “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Milli Bağımsızlık ve Çağdaşlaşma Önderi, Hayatı ve Eseri” ile “Türk-Ermeni İlişkilerinde Gerçekler” başlıklı eserleri Atatürk Araştırma Merkezince yayınlanmıştır. Adı geçenin Atatürk, Milli Mücadele, Çağdaşlaşma ve Kuzey Afrika Türk Tarihi ile ilgili yayınlanmış birçok makalesi bulunmaktadır.

Abdurrahman Kasapoğlu

Hayat Hikayesi

Abdurrahman Kasapoğlu
1966 yılında Samsun'un Terme ilçesinde doğdu.
1990'da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu.
1995 yılında İnönü Üniv. Darende İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı Araştırma Görevliliğine atandı.
1996'da doktorasını tamamladı.
1997 yılından bu yana aynı fakültede öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Makaleleri:
Kuran’da İman Psikolojisi Yalnızkurt Yayınları, İstanbul, 1997
Kuran’da İnsan Psikolojisi Yalnızkurt Yayınları, İstanbul, 1997.
Kuran’da İbadet Psikolojisi İzci Yayınları, İstanbul, 1997
Kur'an-ı Kerim ve İletişim Nursan Yayınları, İstanbul, 2000
Haset Yeni Dünya Dergisi, sayı: Şubat / Mart, 2001
Kuran’da İnsan Nursan Yayınları, İstanbul, 2002
Psikolojik Kur'an Terimleri Atlası I-V Tıpkı Basım, Malatya, 2003
Kuran’a Göre Vicdanın Kaynağı ve İşlevleri Akademik Araştırmalar Dergisi, sayı: 18 s. 131–162, 2003
Kuran’da İhtiyarlık Çağının Değerlendirilişi, Tabula Rasa Felsefe&Teoloji, sayı: 7, sayfa: 213–232, 2003
Bir Dini Tecrübenin İfade Simgesi: Rükû Tabula Rasa Felsefe&Teoloji, sayı: 9, s. 255–279, 2003
Ensest Tabusu ve Egzogami Kuralının Kuran’daki Yansımaları Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 1, sayfa: 5–15, 2003
Kuran’ın İffet Anlayışı -Batılı Cinsel Ahlâk Anlayışlarıyla Bir Mukayese- Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 4, sayfa: 5–25, 2003
Kuran’ın Amaçları Açısından Tatma Duyusuna Bir Bakış EKEV Akademi Dergisi, sayı: 18, s. 89–104, 2004
Doğal Dinî Kabiliyet Tabula Rasa Felsefe&Teoloji, sayı: 10, s. 143–155, 2004
Allah'ın Bal Arısına Vahyi -Bal Arısında İçgüdüsel Davranışlar- Tabula Rasa Felsefe&Teoloji, sayı: 11, s. 229–241, 2004
Şüphe İnkâr İlişkisi Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 1 s. 57–116, 2004
Kuran’da Evlilik Terapisi -Günümüz Psikolojisinin Verileri ve Uygulamalarıyla Bir Mukayese- Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 2, s. 37–74, 2004
Kuran’da İki Zıt Karakter: Şuhh (Bencillik) ve Îsâr (Özgecilik) Akademik Araştırmalar Dergisi, sayı: 21, s. 125–147, 2004
Bir Karakter Bozukluğu ve Zihinsel Yetersizlik Olarak Sefihlik Tabula Rasa-Felsefe&Teoloji, sayı: 12, 2004, s. 90–104.
Kuran’da Eşler Arası İlişki Hakkında Önemli Bir Kavram: Sükûn -Eşler Arasında Cinsel ve Duygusal Eğilim- Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 4, 2004,
Kuran’da Kıssa Terapisi -Hz. Peygamber'in Kıssalardan Terapi Amaçlı Yardım Alması- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 2, 2004, s. 69–80.
Kuran’ın Amaçları Açısından Uyku Hakkında Bir Değerlendirme Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 4, 2004, s. 45–77.
Kuran’da Koşullandırma Yoluyla Öğrenme -Hayvanların Koşullandırılması- Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 3, 2005, s. 57–71.
İnsanın Çaresizliği ve Fıtratın Uyanışı Kelâm Araştırmaları Dergisi, sayı: 1, 2005, s. 61–90.
Kuran’da Kardeş Kıskançlığı ve Eğitimi -Kabil ile Habil ve Hz. Yusuf ile Kardeşleri Örneği- Fikir Dünyası: Düşünce Dergisi, sayı: 3, 2005, s. 174–198.
Psiko-Sosyal ve Metafizik Açıdan Kumar Tabula Rasa: felsefe-teoloji, sayı: 13, 2005, s. 187–204.
Dinsel Şüphe Kelâm Araştırmaları Dergisi, sayı: 2, 2005, s. 65–82.
Bir Dinî Tecrübe Olarak Kuran’da Huşu Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 15, 2005, s. 177–190.
Yasak Yiyecekler Dinde Ne Anlama Geliyor? —Kuran’ın Öğretileriyle Diğer Dinsel Uygulamalar Arasında Bir Mukayese- EKEV Akademi Dergisi, sayı: 24, 2005, s. 135–154.
Bir Dinî Tecrübe ve Sembol Olarak Kıbleye Yönelme Diyanet İlmi Dergi, sayı: 4, 2005, s. 29–48.
Kuran’a Göre Umutsuzluk İnkâr İlişkisi Tabula Rasa: Felsefe-Teoloji, sayı: 14, 2005, s. 129–149.
Kuran’a Göre Çocuklar Arasında Cinsiyet Ayrımcılığı -Kız Çocuklarına Karşı Tutumlar- Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 10-1, 2005, s. 75-96.
Kuran’da Terapötik Boşanma Bilimname Düşünce Platformu, sayı: 9, 2005, s. 75–87.
Abdestin Sembol ve Dinî Tecrübe Boyutu Diyanet İlmi Dergi, sayı: 4, 2006, s. 93–108.
Atatürk'ün Kur'an Kültürü İlgi Yayınları, İstanbul, 2006.
Yusuf ve Züleyha Açısından Kuran’da "Nefs-i Emmâre" Kavramı -Freud'un "İd" Kavramıyla Bir Mukayese- Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 17, 2006, s.
İnkâr ve Acelecilik Karakteri Kelâm Araştırmaları, sayı: 1, 2006, s. 91–112
Empati ve Sempati Olgusuna Vurgu Yapan Bazı Ayetler Bilimname: Düşünce Platformu, 2006, sayı: 10, s. 33–61.
Kuran’da Alaycı İnsan Karakteri Fikir Dünyası Düşünce Dergisi, sayı: 4, 2006, s. 187–225.
İletişimde Kaynağın Güvenilirliği -İlâhî Mesajın Kaynağı Konumundaki Peygamberlerde Güvenilirlik Esası- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 7, 2006, s. 125–147
Kuran’da Hayvan Davranışlarına Benzetilen İnsan Karakterleri Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 11–1, 2006, s. 47–75.
Carl Gustav Jung'un Kehf Suresi Tefsiri Mengüceli Yayınları, Malatya, 2006.
Kuran’da Tağyir Olgusu -Bireysel ve Toplumsal Değişme- EKEV Akademi Dergisi, sayı: 27, 2006, s. 51–64.
Kuran’da "Üsve-i Hasene" Kavramı -Model Alma Yoluyla Öğrenme- Diyanet İlmi Dergi, sayı: 3, 2006, s. 33–48.
Kuran’da "İftira" -Sebepleri Sonuçları ve Eğitimi- Tabula Rasa Felsefe&Teoloji, sayı: 115–15, s. 231–253, 2006
Gelişim Psikolojisi Açısından Kuran’da "Bulûğ" Olgusu Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: X/2, 2006, s. 275–298.
Kuran’da "Gıybet" Olgusu -Bir Davranım Bozukluğu Olarak Dedikodu ve Korunma Yolları- Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 11/2, 2006, s. 51–70.
Kuran’da Anne Çocuk İlişkisi -Çocuğun Doğumdan Sonraki İlk Gelişim Evresi- EKEV Akademi Dergisi, sayı: 30, 2007, s. 85–102.
Kuran’da Oruç Psikolojisi Diyanet İlmî Dergi, sayı: 1, 2007, s. 51–76.
Kuran’a Göre Cimrilik -Sebepleri Zararları ve Eğitimi- Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: XI/2, 2007, s. 329–364.
Kuran’a Göre Korunmaya Muhtaç Çocuklar Fikir Dünyası Düşünce Dergisi, sayı: 5, 2007, s. 171–203.
Namazda Kur'an Kıraati -Dinî Tecrübe Açısından Bir Yaklaşım- İslâmî İlimler Dergisi, sayı, 3, 2007,
Kuran’da Ümit-İman İlişkisi Tasavvuf İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 18, 2007, s. 155–176.
Kuran’da Psikolojik Savaş EKEV Akademi Dergisi, sayı: 33, 2007, s. 95–106.
Kuran’da Affetme Olgusu -İnsanların Birbirlerini Affetmeleri- Diyanet İlmî Dergi, sayı: 4, 2007, s. 7–30.
İslâm'a Göre Evlilikte Eşler Arasında Uyum Sorunu -İnanç ve Ahlâk Uyumu- Bilimname Düşünce Platformu, sayı: 12, 2007, s. 137–161.
Kuran’a Göre Ailenin Din Eğitimi Görevi -İman ve İbadet Eğitimi- Diyanet İlmî Dergi, sayı: 2, 2008, s. 7–26.
Hz. Musa Kıssasında Korku Fenomeni Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, sayı: 1, 2008, s. 101–151.
Kur'an Açısından Fatalizm -İnkârcıların Bir Tutumu Olarak Kadercilik- Hikmet Yurdu Düşünce-Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, sayı: 1, 2008, s. 87–107.
Kişilik Eğitimi Açısından Hac İbadeti Diyanet İlmî Dergi, sayı: 1, 2008, s. 93–126.

Adnan Kurt

Mühendis. Arkadaşlarıyla Hayalet Gemi dergisini yayınladılar, altKitap.com elektronik yayınevini kurdular. Açık Radyo’da ‘Kum Kitabı’ ve ‘Bitek İnsan’ programlarını yaptılar. Bazıdönemlerde Koç Üniversitesi’nde sinirbilim için matematik dersleri veriyor. Arkadaşlarıyla Teknofil’de elektronlar, MakeLab’da nöronlar, LAL’da fotonlarla gönül eğlendiriyor.

Afşar Timuçin

1939'da Manisa’nın Akhisar ilçesinde dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğrenim görürken 1967'de Kanada’ya gitti. Montreal üniversitesinin felsefe bölümünden mezun oldu.

Yurda dönüşünde Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Fransızca okutmanlığına başladı. Aynı üniversite de doktorasını verdi. 1992’de profesörlüğe yükseldi. İstanbul’da Kavram Yayınları'nın ve üç aylık Felsefe Dergisinin (ilk sayı Ekim-Aralık 1977) sahip ve yönetmenliğini yaptı.

Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi. Yazı alanında adını 1956'da Vatan gazetesinde yayınlanan "Heykel" adlı öyküsüyle duyurdu. Şiirleri ve yazıları Yelken, Ataç, Papirüs, Yeni Edebiyat, Varlık, Soyut, Yeni Ufuklar, Milliyet Sanat, Yazko Edebiyat gibi dergilerde yayınlandı.

Toplumcu dünya görüşüne bağlı, öz ve biçim bakımından bütünleşmiş bir şiir anlayışı geliştirmeye çalıştı. "Tahir ile Zühre", "Leyla ile Mecnun", "Ferhat ile Şirin", "Arzu ile Kamber", "Güllü ile Hamza" isimli halk öykülerini destan biçiminde yeniden yazarak 1969'da "Destanlar" ismiyle kitaplaştırdı. Felsefeyle ilgili kitaplarının yanısıra öykü ve deneme kitapları da yayınladı.

ESERLERİ
ŞİİR:
Çöl (1968) 
Destanlar (1969) 
Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz (1974) 
Savaşçı Türküleri (1980) 
Ey Benim Güzel Sevdalım (1984) 
Bu Sevda Böyle Gider (1992) 
Akşam Türküleri (1996)

ANTOLOJİ:
Wietnam Şiiri (A. Kadir ile birlikte, 1984) 
Filistin Şiiri (1974-1983) 
Portekiz Sömürgeleri Şiiri (1975)

ROMAN:
Yarına Başlamak (1975, 1977) 
Gece Gelen Eski Dost (1980, 1983) 
Kıyılar Durunca (1983)

ÖYKÜ:
Denizli Pencere (1981) 
Neden Bazı Akşamlar (1985)

FELSEFE-ARAŞTIRMA:
Aristoteles Felsefesi (1976) 
Descartes Felsefesine Giriş (1980) 
Niçin Yapısalcılık Değil (1984) 
Gerçekçi Düşüncenin Kaynakları (1984) 
Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi (1986) 
Estetik (1987) 

Ahmet Ağaoğlu

1869'da Azerbaycan'ın Şişe şehrinde doğmuştur. Babası Mirza Hasan Bey, annesi Sarıca Ali adlı göçebe bir kavimden Taze hanımdır. Amcalarının Rusça, Arapça ve Farsça bilmeleri ve ailenin düzenlediği akşam sohbetlerinde metafizik ve ilmî konuların görüşülmesi Ağaoğlu'nun gelişiminde önemli yer tutar. 

Öğrenimine mahalle mektebinde başlamış ve babasından gizli Rusça dersleri almıştır. Babasının karşı çıkmasına rağmen dayısının desteğini alarak Rus tali mektebine yazılmıştır. 1884'de buradaki eğitimini tamamlayarak Realne Uçilişe'ye başlamıştır. Reel ilimlerin ağırlıklı olduğu okulu başarı ile tamamlamış, 1887'de yüksek öğrenim için Petersburg'a gitmiş, fakat sağlığı nedeni ile geri dönmüştür. 

1888'de Paris'te hukuk mektebine başlamış, doğu kavimleri tarihi, Arapça, Acemce ve Türkçe dil derslerine devam etmiştir. Ağaoğlu 21 yaşında iken yazarlığa, Fransızca bir makale ile başlamıştır. Bir süre Paris'te gazetecilik de yapan Ağaoğlu 1894'de İstanbul'a gelmiştir. 

4 ay sonra Tiflis'e gitmiş, Kafkas gazetesinde yazarlık yapmıştır. Bakü'de Rusça "Kaspy" adlı bir gazetede başyazarlık görevini almıştır. Gazete Azerbaycan Türklerinin hukukunu savunan ve çıkarlarına hizmet eden Rusça bir Türk organı haline getirilmiştir.

"Kaspy" gazetesinin sahibi olan Zeynel Abidin Takiyef Türkçe yayın için uğraşmış ise de 1904 yılında meydana gelen Rus-Japon savaşı sonuna kadar beklemek zorunda kalmıştır. Savaş sonunda çarlığın yenik düşmesi ile tekrar girişimde bulunmuş, bu sefer başarılı olmuştur. 

Bütün Kafkasya'da ilk kez günlük Türkçe gazete olan "Hayat" çıkmaya başlamıştır. Hüseyinzade Ali Bey de bu gazetede göre almıştır. Bir yıl sonra Ahmet Ağaoğlu "İrşad" adlı yeni bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Aynı zaman diliminde Kafkasya'da Ruslar Azerbaycan'a hakim olunca Sünnî-Şiî anlaşmazlığı başlamıştır. 

Kafkaslardaki Türkleri parçalamayı amaçlayan bu düşünceye karşı mücadele etmiştir. 1905'de Bakü'de "fedai" adında gizli bir cemiyet kurmuş, Ermenilere karşı Türklere yaptıkları zulümleri fiili direnişlerle bir dereceye kadar durdurabilmiştir. 

1905'de Çar hükümetinin bir nazırlar komitesi kurması üzerine Kazan'dan giden heyete Yusuf Akçura Kafkasya ahalisini temsil edenler içinde ise Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali, Topçubaşı Meydan Bey seçilmişlerdir. 

Azerbaycan halkını bu komitede temsil etmiştir. Petrollü topraklar üzerindeki Türk halkını göç ettirme projesini, otuz beş günlük konuşma sonucu engellemiştir. 1908'de II. Meşrutiyetin ilânı ile İstanbul'a kaçan Ağaoğlu, Türk Ocağının kurucularındandır.

"İslâm Aleminde Kadın" adlı Rusça risalesinde, İslâm'ın görüşlerinde ilerici olduğunu, Abbasi'nin orta devirlerine kadar bu ilerici hareketin devam ettiğini, daha sonra alimlerin ve şeyhlerin menfaatperestlikleri yüzünden gerilediğini ve çöktüğünü iddia etmektedir. Gazete ve dergilerde yayımlanmış makaleleri ve risaleleri vardır.

Ahmet Akgündüz

1955 yılında Diyarbakır’ın Çüngüş kazasına bağlı Malkaya köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı. 1987 senesinin Kasım ayında Hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 

1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’ de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır. 1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir Profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, İngilizce ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocukludur.

Ahmet Cevdet Paşa

Cevdet Paşa, şimdi sınırlarımız dışında kalan Lofça kasabasında dünyaya geldi. Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. Lofça'da mahalle mektebinden sonra, öğretimini daha iyi yapabilmek için, 1839'da İstanbul'a gelerek medreseye girmiştir. Medreseyi bitirip müderris olduktan sonra, Farsça ve Fransızca öğrendi. Matematik, felsefe, kozmografya (astronomi) bilimleri üzerinde çalıştı, kendisini yetiştirdi.

Cevdet Paşa, bilim adamı olarak yetişmek istiyordu. Fakat çevresi politikacılarla dolu idi. Çoğu yetenekli insanın denediği gibi, şiirler yazmaya başladı. Yazdığı şiirleri kendisine gösterdiği Fehim Efendi, kendisine "Cevdet" takma adını verdi. O zamana kadar Ahmet olan Cevdet Paşa, ondan sonra Ahmet Cevdet oldu.

Ahmet Cevdet Efendi, zamanının en ünlü kişileri olan Büyük Reşit Paşa, Ali ve Fuat paşalarla tanıştı. Reşit Paşa'nın yanında geçirdiği 15 yıl, her bakımdan gelişmesine yardım etmiştir. Bu dönemde Ahmet Cevdet Efendi, idare ve politika hayatına kaymaya başladı. İlk görevi, Bükreş'te bulunan Fuat Bey (Paşa)'in yanında yardımcılık oldu. Bükreş dönüşü Fuat Bey'le birlikte Bursa'ya geldiler ve burada bir süre dinlendiler. Kaldıkları kısa sûre içinde, "Kavaid-i Osmaniye" adlı bir eseri ortaya koymuşlardı. Bu Osmanlı dilinin grameri, bundan sonra yazılan bütün gramerlere kaynaklık ve örneklik etmiştir.

"Darülmuallimîn" okuluna müdür atandı. Aynı zamanda "Maarif Meclisi" üyeliğine getirildi. Özellikle bu meclisin derlenip toparlanmasına çalıştı ve çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde topladı. Özellikle, Maarif Meclisi üyesi olarak ‘Encümen-i Daniş’in kurulmasında büyük emeği geçti ve bu encümene üye seçildi.

Encümenin kurulması sebebi, tarihimizi derleyip toplamak, sanat hayatımızı düzenleyip canlandırmak gibi işler idi. Encümen, Ahmet Cevdet Efendi'ye 1774-1826 yılları arasındaki olayları yazmak görevini verdi, önceleri, bu eser, birlikte yazılacaktı. Fakat öteki üyelerin kaytarmaları nedeniyle Ahmet Cevdet Efendi'ye bırakıldı. Bugün Cevdet Tarihi adıyla bildiğimiz 12 ciltlik eser bu çalışmaların sonucudur.

Ahmet Cevdet Efendi'nin, İbni Haldun'un tarih felsefesine ve Naima'nın bu felsefeye bağlı görüşüne önem vererek, yazdığı tarih, yalnız belli bir çağın sağlam belgelere bağlı tarih çalışması değil, aynı zamanda Osmanlı devlet felsefesinin çeşitli devlet adamları elinde nasıl uygulandığının çok dikkatli bir açıklamasıdır. Batı toplumları ile Doğu toplumlarının birbirinden farklı toplumlar olduğu, Cevdet Paşa'dan önce de fark edilmiş ise de, Cevdet Paşa, bu farkın, sınıflı toplumdan geldiğini açıklayan ilk fikir adamımız olmuştur.

Cevdet Paşa, Kırım Savaşı sırasında üç cildini tamamladığı tarihini padişaha sunmuş ve Saray Vakanüvisliği'ne atanmıştır (2 şubat 1855). Bu görev üstünde kalmak şartıyla önce "Meclis-i Ali-î Tanzimat'a üye atanmış, sonradan Meclis-i Vâlâ"ya üye olmuştur. Cevdet Paşa, her gönderildiği yerde iyi hizmet veren bir insandı. Ahmet Cevdet Paşa, İşkodra karışıklıklarının bastırılması, Kozan İsyanı'nın söndürülmesi, Bosna- Hersek müfettişliği gibi önemli görevlerde başarı ile iş gördükten sonra, 1868'de Adliye Nazırlığı'na getirilmiş ve kendisine paşalık tevcih edilmiştir. Bir ara Halep ve Bursa valiliği de yapmıştır. Cevdet Paşa, üç defa Maarif Nazırı, 5 defa Adliye, 2 defa Evkaf, birer defa Dahiliye, Ticaret ve Ziraat nazırlığı yapmıştır. Ayrıca, Şûra-yı devlet Reisliği'nde de bulundu. Bunca hizmet sırasında, eser vermeyi ihmal etmemiş, 12 ciltlik Cevdet Tarihi'nden başka, dinlerin ve peygamberlerin tarihini "Kısas-ı Enbiya" adı altında yazıp yayınlamıştır.

Son olarak "Meclis-i Has" üyeliğine getirildi ve burada ölünceye kadar bilimsel çalışmalarını sürdürdü (25 mayıs 1895). "Tezakir-i Cevdet", tarih çalışmaları sırasında tuttuğu notlar olup, bunlar yeniden gözden geçirilmiş ve tasnif edilerek 4 cilt halinde yayınlanmıştır. Bunlar daha çok Tanzimat döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun toplum yapısını belirleyen notlardır. "Maruzat" II. Abdülhamit'e sunduğu bilgileri içerir. Son zamanlarda tamamı yayınlanmıştır. 

Baş eserlerinden biri de "Mecelle"dir. Sağlam bir dille kaleme alınan İslâm hukukunun Medenî Kanun'a karşılık olan bölümü, Cevdet Paşa'nm en büyük eserlerinden biri sayılır. 50 yıl kadar Osmanlı ülkesinde ve Medenî Kanun yayınlanana kadar Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde kanun olarak uygulanmıştır. Mecelle'nin bazı düsturları bugün de hukukumuzda yaşamaktadır. "Mani, zail olunca, memnu avdet eder", "Bir işten maksat ne ise, hüküm ona göredir", "Alması memnu olan bir şeyin vermesi dahi memnudur", "Kişi, ikrarıyla ilzam olunur", "Sakile bir söz isnat olunmaz", "Zan ile yakîn (tam bilme) hasıl olmaz."

Ahmet Gülüm

1961 yılında İstanbulda doğdu. Marmara Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi bölümü mezunu. 1972-1979 yılları arasında Beşiktaş Spor Kulubünde, 1979-1982 yılları arasında Hisarbank Sakarya Karadeniz Spor Kulubünde, 1982-1991 yılları arasında Galatasaray Spor Kulubünde, 1991-1993 yılları arasında Arçelikte voleybol oynadı. 

8 yıl Galatasaray Voleybol Takımının, 2 yıl da Arçelikin kaptanlığını yaptı. Genç A, Ordu ve Üniversite olmak üzere toplam 158 kez Voleybol Milli Takımının formasını giydi. Ordu Milli Takımı, Üniversite Milli Takımı ve A Milli Takım Şampiyonluğunu elde etti. Ordu Milli Takımı dünya şampiyonu olurken Dünya Şampiyonasının en iyi pasörü, Galatasaray Balkan 3.sü olurken Balkan Şampiyonasının en iyi pasörü unvanlarını elde etti. 

1984 yılında Milliyet Gazetesinin açtığı Yılın Sporcusu yarışmasında voleybol branşında ferdi aday olan ilk sporcu oldu. 1987 yılında Yılın Takımı seçilen Ordu Milli Takımının kaptanıydı. 1998 yılında Fanatik ve Zaman gazetelerinin düzenlediği yılın sporcusu değerlendirmelerinde Yılın Spor Adamı ve 1999 yılında Milliyet Gazetesinin düzenlediği yılın sporcusu değerlendirmelerinde Yılın Spor Adamı seçildi. 

1991 yılında Plaj Voleybolu sporunun Türkiyeye gelmesine öncülük ederken 7 yıl boyunca Türkiye Beach Volleyball Şampiyonaları ve arka arkaya 3 yıl Beach Volleyball Dünya Serisi organize eden ekibin başkanlığını yaptı. Türkiyedeki ilk snowboard organizasyonunu yaptı. 

Adidas Streetball aktivitesinin gelişim projesinde yer aldı., Nike Tenis Kupası organizasyonunu gerçekleştirdi. Kurmuş olduğu reklam şirketiyle ONeill, Nike, Speedo, Oakley ve No Fear markaları için Pazarlama İletişim hizmetleri verdi. Beach Volleyball Dünya Konseyi Üyesi, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Üyesi, Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Marketing Komisyon Başkanı, Uluslar arası Voleybol Federasyonu (FIVB), Marketing Komisyonu Üyesi. Türkiye Voleybol Federasyonu ve Türk Voleybol Vakfı Başkanlıklarında bulundu. 
Sponsorlu Bağlantılar

İnter Grup Şirketleri sahibi ve 2001de kurulan, Türkiyenin ilk ve tek Spor Spesifik Pazarlama İletişimi Ajansı olan Sporsnetin Yönetim Kurulu Başkanı.

Ahmet Güntan

Ahmet Güntan (İzmir, 21 Mayıs 1955), ilköğrenimini İzmir Güzelyalı Müdafa-i Hukuk İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Bornova Maarif Koleji’nde tamamladı; ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri ilk olarak Kasım 1977’de Birikim dergisinde çıktı. Aynı yıllarda Yeni İnsan dergisinde müzik yazıları yazdı. İlk kitabı İlk Kan (1984) ile adını duyurdu. 

Altı yıl aradan sonra 1989’da çıkan, kendi yayımladığı Köpüklü Bir Kan, Bir Duman, kitapçılarda satılmadı, yaklaşık 200 kişiye postalandı. Nezle, Lale Müldür’le birlikte 1990’da yayımladığı paydaş kitap Voyıcır 2’de yer aldı. 

Çeşitli dergilerde şiir üstüne yazıları yayımlandı. Haldun Bayrı’nın İki Şahit ve Diğerleri (Metis, 1997) kitabında bir okuma notu yer aldı. Deneme kitabı Esrârîler 2003’te, yeni bir şiir ihtiyacını dile getirdiği “Parçalı Ham Manifesto” 2005 yılında kitap-lık dergisinde yayımlandı.

Eserleri:
Şiir kitapları: 
İlk Kan (1984);
Köpüklü Bir Kan, Bir Duman (1989);
Voyıcır 2 (Lale Müldür ile birlikte, 1990);
Romeo ve Romeo. (YKY, 1995);
İlk Kan. (İlk Kan ve Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’ın birlikte basımı, YKY, 1998);
İkili Tekrar. (YKY, 1999)

Deneme: 
Esrârîler (YKY, 2003)
Ahmet Güntan’ın
YKY’deki kitapları:
Romeo ve Romeo. (1995)
İlk Kan. (1998)
İkili Tekrar. (1999)
Esrârîler. 2000/2001 (2003)
Mahkeme Kitap. (2006)

Ahmet Kıymaz

1963 yılında, Çankırı - Merkez’de doğdu.

1985’te G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. “Halk Bilimi ve Halk Edebiyatı Yönüyle Yâren Kültürü” konulu lisans tez çalışmasını yaptı. Mezuniyetine müteakip Türk Silâhlı Kuvvetlerinde “Teğmen” rütbesine nasbedildi ve aynı yıl Silâhlı Kuvvetler Mızıka Astsubay Hazırlama Okuluna Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak atandı.

1991 yılında G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde “1918-1928 Yılları Arasında Yayımlanan Türk Romanlarında Millî Mücadele” konulu çalışmasıyla “Yüksek Lisans” öğrenimi yaptı.

1992 yılında Kara Harp Okulu Türk Dili ve Kompozisyon öğretim üyeliğine atandı.

2001 yılında, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Türk Romanlarında Savaş ve Askerlik” konulu çalışmasıyla Edebiyat Doktoru unvanını almaya hak kazandı.
Eylül 2003’te yurt dışı ataması ile 6 ay Ürdün Kraliyet Lisan Okulu’nda görev yaptı.

Lise düzeyinde 11 yıl, üniversite düzeyinde 12 yıl Türk Dili ve Edebiyatı / Kompozisyon dersleri veren Sayın Dr. KIYMAZ, öğretmenlik görevine ek olarak; dost ve kardeş ülkelerin subay ve askerî öğrencilerine Türkiye Türkçesi dersleri verdi.

Türk Ocakları, İLESAM, TRAC, TÜRK EMEKLİ SEN, Birleşik Emekliler Derneği gibi sivil toplum kuruluşları üyesi olan Sayın KIYMAZ, çeşitli televizyon kanallarında canlı yayınlara katıldı. Bu tür faaliyetlere, hâlen devam etmektedir.

Bilge, Eğitim, Erguvan, Yâren Meclisi, Duygu, Flas, Karatekin ve KHO Bilim Dergisi gibi ulusal ve yöresel sanat, eğitim, bilim ve edebiyat dergilerinde ve çeşitli gazetelerde makale, deneme ve tanıtım yazıları yazdı. Yeni Ufuk gazetesinde “Fikir Vâdisi” köşesindeki yazılarına hâlen devam etmektedir.

Eylül 2004’te Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden “Yarbay” rütbesinde kendi isteği ile emekliye ayrılan Sayın Dr. Ahmet KIYMAZ, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde Keçiören bölgesi kanaat önderleri tarafından meclis üyeliğine aday gösterilerek Keçiören ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi seçildi.

Yayımlanmış kitapları şunlardır:

“Romanda Millî Mücadele”, Akçağ Yayınları, Ankara, 1991
“Çankırı Yöresi Yâren Kültürü”, Yaprak Yayınları, Ankara, 1995
“Kompozisyon Bilgileri”, KHO Basım Evi, Ankara, 1999
“Savaş ve Askerlik”, Sarkaç Yayınları, Ankara, 2012

Sayın KIYMAZ, evli ve iki çocuk babası olup İngilizce bilmektedir.

Ahmet Mithat Efendi

1344 yılında İstanbul'da doğdu. Bir bezzazın oğlu idi. 6 yaşında babasız kaldı. Mısır Çarşısı'nda bir aktarın yanına çırak verdiler. Zeki bir çocuktu. Her işi yüksünmeden yapıyordu. Öteki çıraklardan farklı bir yapısı olduğu, kısa bir sürede anlaşıldı. Nitekim çarşı esnafından Hacı İbrahim Efendi, bu yetenekli çocuğa, akşamları ders vererek okuma yazmayı öğretti.

Ahmet Mithat Efendi, bu Hacı İbrahim Efendi'nin kendisine yaptığı iyiliği hiç unutmayacak, yıllar ve yıllar sonra bir gün oğlu Dr. Kâmil Yazgaç'ın kolundan tutarak Mısır Çarşısı'nda bir dükkânın önüne getirecek ve şunları söyleyecektir:

"İşte ben, bu dükkânda çıraktım, ustamdan yediğim dayakların acısı ile on beş yaşından sonra buradaki okur-yazar esnaftan ders almaya başladım, beş yılda okur-yazar bir efendi oldum."

Oysa Ahmet Mithat Efendi, yalnız Hacı İbrahim Efendi'den okuma yazma dersleri almıyor, bir vesile ile tanıştığı, Galata'da ticaret yapan bir yabancıdan da Fransızca dersleri alıyordu. Bu öğrendikleri, Ahmet Mithat Efendi'ye yetmiyordu. Daha çok öğrenmek, düzenli bir tahsil yapmak istiyordu. 1861'de Niş vilayetinde Kaza Voyvodası görevinde bulunan kardeşi Hafız İbrahim Efendi'nin yanına gitti.

Bu gidiş, Ahmet Mithat Efendi'nin hayatında bir dönüm noktasıdır. O sıralar Niş Valisi Mithat Paşa idi. Ağabeysi Voyvoda İbrahim Efendi'yi tanıdığı için, genç Ahmet Mithat'ı da tanıdı ve sevdi. Zamanın lisesi demek olan rüştiye okuluna yazdırıldı. Mithat Paşa, ayrıca genç Ahmet Mithat'a, Mamuryan Efendi'den Fransızca ders almasını sağladı.

Mithat Paşa, Tuna vilayetinin başına getirilince, Ahmet Mithat'ı da Mektubî Kalemi'ne memur olarak aldı. Çalışkanlığı, zekâsı ve öğrenme hırsını beğendiği bu gence Mithat Paşa kendi adını da vermiş ve o zamana kadar sadece Ahmet olan adı, bundan sonra Ahmet Mithat olmuştur.

Ahmet Mithat Efendi, memurluğu süresince de ders almayı sürdürmüştür. Bir yandan, Sait Paşa Medresesi'nde sabah derslerine gidiyor, bir taraftan da akşamları, Çankof Efendi'den Fransızca dersler alarak yabancı dil bilgisini ilerletiyordu. 20 Haziran 1868'de "Tuna" gazetesine yazar olarak girdi. Matbaacılık tekniğini kısa bir zamanda kavradı ve gazetenin başyazarı oldu.

Mithat Paşa, Bağdat Valisi olunca, Ahmet Mithat'ı da Bağdat'a götürdü. Kendisine, bir matbaa kurmak ve 2. gazetesini çıkarmak görevini verdi. Çıkardığı ve bütün yazılarını yazdığı gazetenin adı, "Zerva"dır. Gazeteciliğin yanısıra Mektubî Kalemi"ndeki görevini de ihmâl etmiyor, ayrıca Farsça ve Arapça dersleri alıyordu. Bu arada, sanayi mekteplerinde okunmak üzere "Hâce-i Evvel" ve "Kıssadan Hisse" kitaplarını yazdı.

Bundan sonraki hayatı baş döndürücüdür. Ağabeysi öldü. Ağabeysinin bütün ailesi İstanbul'a geldi ve Ahmet Mithat Efendi'nin eline bakmaya başladılar. Tahtakale'de kiraladığı bir evde bir matbaa kurarak işe girişti. Bütün aile dizgi, baskı işlerinde çalışıyordu. Burada hazırladığı eserleri basmaya başladı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. "Devir" ve "Bedir" adlı gazeteleri çıkardı ve batırdı. "Vatan yahut Silistre" piyesinin olaylara yol açması üzerine, Namık Kemal ve arkadaşları ile birlikte sürgüne gönderildi. Sürgün gittiği Rodos'ta, durmadan romanlar yazdı. "Hasan Mellah", "Hüseyin Fellah", Dünyaya İkinci Geliş", "Açık Baş" bu dönemin ürünleridir. 

Abdülaziz'in hallinden sonra, İstanbul'a döndü (11 Haziran 1876). "İttihat" gazetesini çıkardı. "Takvim-i Vekayî" müdürlüğüne getirildi. "Üs-sü-İnkılâp" adı ile bir kitap yayınlayarak padişahın gözüne girdi. Türk basın tarihinde önemli bir yeri olan "Tercüman-ı Hakikat" gazetesini çıkardı. Ahmet Cevdet, Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim bu gazetenin sütunlarında şöhret oldular. Damadı Muallim Naci, bu gazetenin edebiyat sayfasını yönetiyor, dilde sadeliğe örnek şiirler yayınlıyordu:

"Mintanın düğmesin çöz 
Sim tenin görsün bu göz 
Eskiden söylenir şu söz 
Çok naz âşık usandırır."

1908 Meşrutiyet inkılâbından sonra emekli oldu. Fakat bakanlar kurulu kararı ile üniversiteye felsefe, tarih ve din tarihi kürsüsüne profesör atandı. Ayrıca, Kız Öğretmen Okulu'nda tarih ve pedagoji okutuyordu.

Tanzimat döneminin en popüler yazarıdır ve nesrin bütün türlerinde ve konularında yazılmış 200'den fazla eseri vardır. Kalemini, halkın eğitim ve öğretimine adamıştı. Romanda, hikâyede biçime önem vermiyor, romanın en heyecanlı yerinde olayların dışına çıkarak, halka bilgi vermek için, fizikokimya, astronomi, tarih üzerinde sayfalar dolduruyordu. "Sulfatoyu bile çocuğa, sekere bulayarak yedirirler. Halka da bilgiyi öyle vereceksin!" diyordu. Halk çocuğu idi, halk adamı oldu ve bütün hayatı boyunca halkı için çalıştı. Ahmet Mithat Efendi, tek başına Türk halkında okuma zevkini yaratabilmiş büyük bir idealisttir.

Bağdat'ta bulunduğu yıllarda Mithat Paşa, kendisine; "Oğlum", demişti "Vatana en büyük hizmet, vatandaşları okutmaktır. Sen de bu yolda yürürsen, dünyada cismimi, ahirette ruhumu şad etmiş olursun!.. Yaşadıkça hocalık yapacaksın, öğreteceksin ve kalemi elinden bırakmayacaksın!"

Ahmet Mithat Efendi, öyle yaptı ve 1912 yılında, son dersini ve son nefesini, Darüşşafaka Mektebi kürsüsünde verdi.

Ahmet Önal

01 Aralık 1981’de Sivas’ın Doğanşar İlçesi’nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1999’da başladığı Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Tarih Öğretmenliği Bölümü’nü 2004’te bitirdi. 

Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde “18. Yüzyıla Ait Buyu-ruldu Mecmuası” isimli tez ile 2006’da tamamladı. Hâlen Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yeniçağ Bilim Dalı’nda “Koca Sinan Paşa” konusunda doktora yapıyor.

6 Şubat 2018 Salı

Ahmet Rasim

Ahmet Rasim, (1864 – 21 Eylül 1932) İstanbul’da doğmuştur. Kıbrıslı Bahaeddin Efendi’nin oğludur. Ahmet Rasim, henüz ana karnında iken babası annesinden ayrıldığı için, annesi tarafından yetiştirilmiştir. 

Çeşitli mahalle mekteplerinde ve ilkokullarda okuduktan sonra Darüşşafaka’ya kaydolmuş (1876), orada basın ve edebiyatla ilgilenmeye başlamıştır. Darüşşafaka’yı birincilikle bitirince (1883) Posta Telgraf Nazırlığı Fen Kalemi’ne memur olarak girmiş, telgrafhanede çalışırken bir yandan da Ahmet Mithat’ın çıkardığı Tercüman-ı Hakikat gazetesinde ilk yazılarını yayınlamıştır. 

Önce Ceride-i Havadis ve Tercüman-ı Hakikat’te çalışan (1885-1888) Ahmet Rasim, daha sonra memurluktan ayrılmış ve İkdam (1894), Malûmat (1895), Sabah adlı gazetelerle çeşitli dergilerde; Meşrutiyet’ten sonra ise Tasvir-i Efkâr, Yenigün, Akşam, Zaman, Vakit, Cumhuriyet vb. gazetelerde ve birçok dergide fıkra, makale, gezi mektubu, anı gibi çeşitli türlerde yazılar kaleme almıştır. 

1927 yılında milletvekili seçilmiş, 1927-1932 yılları arasında parlamentoda bulunmuştur.

Bazı Eserleri:
Şehir Mektupları
Romanya Mektupları
Geceleri
Ömr-i Edebî
Eşkâl-i Zaman
Gülüp Ağladıklarım
Falaka
Ramazan Sohbetleri
Muharrir Bu Ya
Asker Oğlu
Osmanlı’da Batışın Üç Evresi
Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi

Ahmet Şerif İzgören

1965 yılında İzmir’de doğdu. 1983 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1987’de Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi Bölümü’nü bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde üsteğmen rütbesine kadar görev yaptı.

1991 yılında ordudan istifa etti. Aynı yıl Ankara Üniversitesi TÖMER Bursa Şubesi’ni kurdu ve bu şubenin müdürü olarak dört yıl görev yaptı. Bu dönemde, Bursa’nın ilk kültür merkezini açtı. Türkiye’nin tek çeviri dergisini çıkarttı. On altı tiyatro, müzik, resim kulübünün fahri başkanlığını yaptı.
Sponsorlu Bağlantılar

1995 yılında özel sektöre transfer oldu; iki ayrı firmada genel müdürlük yaptı. 1996 yılında AIESEC Yüksek Danışmanlar Konseyi Üyesi olarak hizmette bulundu. İngiltere (Sunley Management Center) ve Türkiye’de zaman yönetimi, finans, liderlik, beden dili, işletme yönetimi ve yönetim modelleri, satış ve pazarlama, iletişim, şirket fonksiyonları, karar alma teknikleri, stres yönetimi, motivasyon, yaratıcı liderlik, benchmarking vb. konularda birçok seminere katıldı ve eğitim aldı. 

Daha sonra bu alanlarda yurt içinde ve yurt dışında eğitimler verdi. Liderlik, takım çalışması, yönetim ve iletişim alanında yurt dışı da dâhil olmak üzere birçok üniversite ve platformda 500’ü aşkın seminer verdi. Hâlen bu konularda Türk ve yabancı birçok kuruluşa, eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektedir.

İzgören, çalıştığı kurumlarda değişim yaratması ve sistem oluşturmasıyla tanındı. Kurucusu olduğu Academy International / İzgörenAkın Eğitim ve Danışmanlık firmasının 1996’dan beri; ELMA Yayınevi’nin (Akademi Artı Yayıncılık AŞ) 1999’dan beri Yönetim Kurulu Başkanlığı görevindedir. Sekiz tanesi iş ve yönetim ile kişisel gelişim konularında olmak üzere on iki kitabı yayımlanmıştır. Bunlardan dokuz tanesi on binin üzerinde satılmıştır.

Türkiye'de konusunda çalışan bir bilirkişi.

Eserleri
Avucunuzdaki Kelebek 
Geleceğin Organizasyonunu Yaratmak 
Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır 
Eyvah! İş Görüşmesi 
Dikkat Vücudunuz Konuşuyor 
Süpermen ve Uğur Böceği 
Hıdır Kişisel Gelişiyor 
Eşikaltı Büyücüleri 
Uçan Halı Babam 
İş Yaşamında 100 Kanguru 
Sarı Siyah