A- Yabancı Erkek Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A- Yabancı Erkek Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2018 Pazar

Alper Canıgüz

Alper Canıgüz (d. 1969, İstanbul), Türk yazar. Darüşşafaka Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi psikoloji bölümünü bitirdi. Jules Verne, Michel Zevaco, Dostoyevski, Italo Calvino, Vladimir Nabokov ve John Fowles`tan etkilenmiştir.

Aliyar Dengiz

1959 yılında doğdu. Galatasaray Lisesi’ni 1978’de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi’nde, Pakistan Karaçi Üniversitesi Dow Medical College’de okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu.

Üniversite öğrencisiyken 1982 yılında “Hürriyet” gazetesinde gazeteciliğe başladı. “Günaydın” gazetesi ve Sabah Dergi Grubu’nda çeşitli görevler üstlendikten sonra “çalışmama hakkını” kullanmaya başladı. Bu süreçte de ilk kitabı “Baba Oğul ve Hayal” ortaya çıktı.

Ahmet Vefik Paşa

Ahmet Vefik Paşa, 3 Temmuz1823'de İstanbul'da doğmuştur. Babası Hariciye Nezareti memurlarından Ruhittin Efendi'dir. Ahmet Vefik Paşa İstanbul'da 1831'de öğrenimine başlamış, fakat babasının görevi nedeniyle Paris'e yerleşmiş ve öğrenimini Saint-Louis lisesinde tamamlamıştır. Fransızcayı anadili gibi Paris'te öğrenmiştir. Bazı araştırmacılara göre İtalyan, Grek, Latin dillerini de okuyup anlayacak kadar iyi bilirdi.

Türk milletinin büyük ve soylu bir millet olduğuna, zengin bir dil ve tarihe sahip bulunduğuna inanıyordu. "Etrak-i bî idrak" (akılsız Türk) sözünün aydınlar arasında itibar gördüğü o günlerde, Türkçe’nin zengin bir dil olduğunu ispatlamak için "Lehçe-i Osmanî"yi yazmış, Türk tarihinin zenginliğini ortaya koymak için de "Şecere-i Türk", "Tarih-î Hikmet", "Fezleke-î Tarih-î Osmanî" gibi eserler kaleme almış ve dilimize çevirmiştir. Öteki eserlerine döndüğümüz zaman, bambaşka bir kişilik ile karşılaşırız. Tiyatro aşkı... ve aratmayan, bazen aşan tiyatro eserleri adaptasyonları. Molier'den , çeviri ve adaptasyon olmak üzere 16 birbirinden güzel piyes, Ahmet Vefik Paşa'nın kaleminden Türkçeye kazandırılmıştır.

1837 yılında İstanbul'a geri dönmüş ve tercüme odasında memuriyete başlamıştır. 1840'da Londra'ya gitmiş, burada elçilik katibi olarak görev yapmış ve İngilizceyi öğrenmiştir.1842 yılında sırasıyla Sırbistan, İzmir, Eflak ve Boğdan'da görev yapmıştır. İstanbul'a tekrar geri dönmüş, derecesi yükseltilerek tercüme odasında göreve başlamıştır. Kısa bir süre pasaport dairesinde müdürlük yapan Ahmet Vefik Paşa İzmir'e tabiyet işlerini çözümlemek için gönderilmiştir.

1851'de ilk defa kurulan ilim kurulu Encümeni Danişin üyeleri arasında yer almıştır. Aynı dönemde Tahran'da elçi olarak atanmıştır. Burada İran dili ve kökenini köklü bir şekilde öğrenmiştir. Elçilik binasına Türk bayrağını asarak, yeni bir geleneğin de başlatıcısı olmuştur. Ali Paşa'nın sadrazamlığında görevinden alınmıştır. 1855'de Mustafa Reşit Paşa sadrazam olunca Meclisi Valayı Ahkamı Adliye üyeliğine getirilmiştir. 1857'de Deavi Nazırlığına (Adalet Bakanlığı) getirilen Ahmet Vefik Paşa bu görevde kısa süre kalmış, tekrar Meclis Vala üyeliğine atanmıştır.

1860 yılında Paris büyükelçisi, 1861 yılında Evkaf Nazırı olarak Bursa'ya gönderilmiştir. Halkın şikayetleri sonunda görevinden alınmış, 1871 yılına kadar resmi görevde bulunmamıştır. Kendini ilmî faaliyetlere yönlendirmiş, Türk tarihine ve edebiyatına yeni eserler ve tercümeler sunmuştur. 1872'de Sadaret Müsteşarı, aynı yıl Maarif Nazırlığı yapmıştır. 1873 yılında tekrar görevden alınmıştır. 1876'da Petersburg'da Funun ve Sanayi sergisine, Osmanlıyı temsilen katılmıştır. Kısa bir süre Edirne valiliği yapmıştır.

1878'de tekrar Maarif Nazırı olmuş, aynı yıl başvekil olarak üç ay görev yapmış, tekrar görevden alınmıştır. 1879-1882 yıllarında Bursa valiliği yapmış, tekrar başvekil olarak tayin edilmiş, bu görevi sadece üç gün sürmüştür. Görevden tekrar alınmıştır. Ölümüne kadar Rumelihisarı'ndaki evinde ilmî ve edebî çalışmalar yapmış, 1891 yılında İstanbul'da 68 yaşında vefat etmiştir.

6 Şubat 2018 Salı

Albert Camus

ALBERT CAMUS, 1913 yılında Cezayir’de dünyaya geldi. Cezayir Üniversitesi’nde sürdürdüğü felsefe öğrenimini sağlık nedenleriyle yarıda bıraktı. 1938’de Paris’e gitti, ilk yapıtları Tersi ve Yüzü ve Düğün bu dönemde yayımlandı. 

Edebiyat dünyasına asıl girişini, 1942’de yayımlanan Yabancı adlı romanı ve Sisifos Söyleni başlıklı felsefi denemesi belirledi. Birbirini tamamlayan bu iki yapıtta, varoluşçu izler taşıyan “saçma” felsefesini geliştirdi. 

Başkaldıran İnsan, Yaz, Sürgün ve Krallık isimli eserleriyle hem edebiyat hem de düşünce alanlarında yetkinliğini kanıtladı. Mutlu Ölüm ve İlk Adam adlı romanları ölümünden sonra yayımlandı. 

1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen ve bugün XX. yüzyıl edebiyat ve düşünce dünyasının en önemli adlarından biri kabul edilen Albert Camus, 1960 yılında bir araba kazasında yaşamını yitirdi.

Ali Çimen

1971 yılında İstanbul/Üsküdar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini bir süre Karadeniz Teknik Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü’nde devam ettirdi. 

Ardından 1991’de İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümündeki eğitimiyle eşzamanlı olarak ZAMAN gazetesinde gazetecilik serüvenine başladı. Uzun yıllar gazetenin İstanbul’daki merkezinde Dış Haberler, Haber Merkezi ve Magazin servislerinde çevirmen, muhabir, redaktör ve editör olarak görev yaptı. 

Aynı gazetenin Frankfurt, Amsterdam ve Londra merkezlerinde de uzun süre çalışan yazar, gazetecilik kariyerini halen Fransa’da, uluslararası haber kanalı EURONEWS’in Haber Merkezi’nde sürdürüyor. Uluslararası basın kartı sahibi olan Ali Çimen, İngilizce, Almanca ve Hollandaca bilmektedir.

Yayınlanmış Eserleri
Echelon
İpler Kimin Elinde (Hakan Yılmaz ile birlikte)
İnsanoğlunun Uzay Macerası
Tarihi Değiştiren Konuşmalar
Tarihi Değiştiren Savaşlar (Göknur Göğebakan ile birlikte)
Tarihi Değiştiren Kadınlar
Tarihi Değiştiren Askerler
Tarihi Değiştiren Bilginler
Tarihi Değiştiren Olaylar
Tarihi Değiştiren İmparatorluklar
Tarihi Değiştiren Diktatörler

28 Aralık 2017 Perşembe

Adam Fawer

Adam Fawer, Pennsylvania Üniversitesi’nin ekonomi bölümünden mezun olmuş, istatistik bölümünde yüksek lisanstan sonra MBA yapmıştır. Kariyeri boyunca Sony Müzik, J.P Morgan, yakın zamanda da About.com gibi çeşitli firmalarda çalışmıştır. İlk romanı Olasılıksız şimdiden beş dile çevrilmiştir. Fawer, karısı Meredith, oğlu Phineas ve beslediği birçok balıkla birlikte halen New York’ta yaşamaktadır.

Halen yaşadığı ve henüz iki kitabı olduğu için olsa gerek, yazarın biyografisi hakkında daha ayrıntılı bilgi maalesef edinilememektedir. Ancak, bunun yerine gözlerimizi edebi kişiliğine çevirdiğimizde, hakkında kendi sözleriyle daha fazla bilgi edinebiliyoruz:

Ben sizin tipik romancılarınızdan değilim. Romanımı HarperCollins’e satmadan önce hiç profesyonel olarak yazmamıştım. Üniversitede İngilizce uzmanı değildim bile. Aslında bunun tam tersiydim. Her zaman düzenli yazsam da, kendimi hep sayıların adamı olarak gördüm. Böylece sayısal bir alan seçtim ve ekonomi eğitimi aldım.

Görüldüğü gibi yazar yazmayı sevse de kendini sayısal alanda daha yetkin görmüş ve bildiğimiz kadarıyla seçtiği yolda da başarılı olmuştur. Çalıştığı şirketlerde yükselmiş ve iyi paralar kazanmıştır.

Hep istediğimi sandığım her şeye sahiptim. Her şey, gerçekten sevdiğim bir meslek hariç. Sonra iyi bir arkadaşım, Stephanie Williams beni aradı ve hayatımı sonsuza dek değiştirecek bir haber verdi. Ona son aşamaya gelmiş göğüs kanseri teşhisi konulmuş. Bu üniversiteden eski arkadaşınızdan duymayı bekleyeceğiniz bir haber değil. (Özellikle de sadece otuzundaysa) Bu haber beni oldukça sert çarptı ve hayatımı yeniden değerlendirmemi sağladı. Kulağa bayat geliyor biliyorum, ama doğru. Babam nefret ettiği bir işte neredeyse yirmi yıl çalıştıktan sonra daha 49 yaşındayken kanserden öldü. Kaderimin onunkiyle aynı olmasını istemiyordum.

Kaderinin anne ya da babasıyla aynı olmasını birçok yetişkin istemez. Kimse ailesinin hatalarına düşmek istemez. Fawer da babasının hatalarından ders almış gibi görünüyor ve sözlerini normal bir çocukluk geçirmediğini, 6 yaşındayken iki gözünde de korneada hasar oluşturan nadir bir hastalığa yakalandığını ve sonraki on yılını hastanelerde geçirmek zorunda kaldığını, bu zor zamanlarında tek sevdiği şeyin hastanede körler için banta okunmuş romanları dinlemek olduğunu anlatarak sürdürüyor. O yaşlarda diğer çocuklar gibi polis veya astronot değil, yazar olmakmış hayali.

Stephanie’yle konuştuktan sonra işimi bırakmaya ve yazar olmak olan çocukluk hayalimin peşinde koşmaya karar verdim. O da her zaman bir romancı olmayı istediği için (ki ödül kazanmış bir dergi yazarıydı) bir anlaşma yaptık. İkimiz de yazımızı tamamlayana kadar her gün birlikte yazacaktık. Ertesi gün metroyla onun yaşadığı Brooklyn Heights’a gittim, birlikte Starbucks’a yol aldık (her birimizin dizüstü bilgisayarları dikkatlice koltukaltımıza sıkıştırılmış bir şekilde), fişe taktık ve yazmaya başladık.

O gün yaklaşık iki saat yazan iki arkadaş karar verdikleri gibi her gün birlikte yazmaya devam etmişler. Yaklaşık bir ay boyunca hiç aksatmadan her gün yazıyorlar; fakat daha sonra Stephanie’nin rahatsızlığı artmış ve hastaneye yatmak zorunda kalmış. Fawer ise her gün yazmaya devam etmiş. Bir yıl sonra 2003’te romanını tamamlayan Fawer romanını tanınmış bir yayınevine vermiş, Stephanie ise bir arkadaşı tarafından kurulmakta olan yeni bir yayınevine vermeyi tercih etmiş. 2004’te kitabı basılan Stephanie o gün için hayatındaki en mutlu günü olduğunu söylemiş fakat iki hafta sonra hastalığına olan savaşını kaybederek vefat etmiş.

Stephanie bana sevdiğim işi yapmanın ne kadar önemli olduğunu görmemde yardım etti çünkü ne kadar zamanın kaldığını asla bilemiyorsun. Şimdi artık ben tam zamanlı bir yazarım.

Görüldüğü gibi yazar daha önceki işinde yükselmiş ve iyi para kazanmış olsa da sevdiği işi yapmanın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söylemekte.

Türkiye’de Nisan 2006’da ilk basımı çıkan OlasılıkSız o kadar ilgi görmüştür ki, ardından yayımlanan Empati isimli kitabı ilk olarak Türkçeye çevrilmiş ve ilk Türkiye’de yayımlanmıştır.

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Adonis

Adonis (Ali Ahmed Said Eşber'in takmaadı) günümüzde yaşan Arap şairlerinin en büyüğü olarak kabul edilmektedir. Takmaadı döngüsel yenilenmenin sembolü olan Fenikeli tanrıya gönderme yapmaktadır. 1930 yılında Suriye'nin kuzeyindeki bir dağ köyünde doğan Adonis'e, okuryazar bir köylü olan babası şiiri sevdirir.

1947 yılında komşu şehre gider ve orada Suriye cumhurbaşkanı Şükri el-Kuvvetli'yle karşılaşır. O dönemde on iki yaşında olan Adonis kendi yazdığı şiiri okuyarak kalabalığı etkiler. Başkan ona bir burs vermeye karar verir. Tartus'daki Fransız lisesine gider. 1954 yılında Şam'daki Suriye Üniversitesi'nden diplomasını alır (felsefe diploması). İlk şiirlerini on yedi yaşında yazar. Şiirlerini topladığı Şamlı Mihyar'ın Ezgileri 1961 yılında yayımlandığında modern Arap şiirinin kurucu eylemlerinden biri olarak görülür.

Eserinin 1983 yılında yayımlanan Fransızca tercümesi, Adonis için dünya çapında tanınmasının başlangıcına işaret eder. 1955 yılında, Suriye'nin neredeyse bütün Ortadoğu'ya yayılmasını savunan bir parti olan Suriye Halk Partisi'ne mensup olmaktan altı ay hapse atılır. 1956'da serbest kalmasının ardından Beyrut'a kaçar ve orada 1957 yılında, Suriye-Lübnanlı şair Yusuf el-Khal'la birlikte Şi'r (Şiir) dergisini çıkartır. Derginin amacı Arap şiirini kısıtlayan çemberinden çıkarmak ve yabancı etkilere açmaktır. 1968 yılında Mavakif (Tutumlar) dergisini kurar.

Bir özgürlük alanı ve şiirin "yapısını parçalayan" bir yenilenme laboratuarı olma iddiasındaki dergi Arap dünyasında hemen yasaklanır. Adonis bu dergide Baudelaire'i, Henri Michaux'yu, Saint-John Perse'i Arapçaya ve Ebul Ala el-Maari'yi de Fransızcaya çevirir. Adonis, çağdaş Arap şiirini, muhteşem geçmişine dayanarak ve Batı şiirinin zenginliğine bakarak yenilemeye çalışır. Lübnan'daki iç savaşın ardından 1980 yılında Lübnan'dan kaçarak 1985'ten itibaren Paris'e sığınır. Günümüzde, sayısız yankı bulan Adonis'in şiiri sesini uzamın ve zamanın hudutları ötesine taşımaktadır.

Fransızcaya çevrilmiş eserleri arasında şunları sayabiliriz: Chants de Mihyar le Damascène (Poésie-Gallimard, 1983); Le temps des villes (Mercure de France, 1900); Mémoire du vent (Poèmes 1957-1990) (Poésie-Gallimard, 1991); La Prière et l'Épée: essai sur la culture arabe (Mercure de France, 1993); Tombeau pour New York (Sindbad-Actes Sud, 1999).

Abbas Maroufi

Yazar Hakkında
17 Mayıs 1957’de Tahranda dünya gelen Maroufi, ilk orta lise eğitimini aynı şehirde tamamladıktan sonra Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatoloji bölümünden mezun oldu. Çeşitli liselerde edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığı sıralarda gazetecilik ve senaristlik de yapan yazar, özellikle tiyatro alanında yazdığı piyeslerle ülkesinde adından söz ettirdi.

Edebiyat çalışmalarına ünlü edebiyatçı Huşeng Gülşiri gözetiminde devam eden Maroufi’nin Güneşin Gözü Önünde adlı ilk toplu öyküleri 1980’de yayımlandı. 1990’da Gerdun adlı sanat edebiyat dergisi çıkardı. Kısa süre sonra dergi kapatıldı ve yayın yönetmeni Maroufi yargılanıp hapis cezasına çarptırıldı. 1992’de Iran Çağdaş Yazarlar Birliği Başkanlığını üstlendi.

Ölü Ruhlarla dünyada adını duyurmayı başaran yazar, ülkesinde gördüğü baskı nedeniyle siyasi sığınmacı olarak Almanya’ya yerleşti. Bu ülkede çeşitli edebi aktivitelerde bulundu. Halen İngiltere’de, diasporada yaşayan Maroufi, Sadık Hidayet Sanat Edebiyat Akademisi’nin kurucusu olup bu akademinin başında bulunuyor. İngiltere’nin ünlü Cant Berlin semtindeki akademide edebiyat çalışmalarını sürdürmekte olan yazarın; Ölü Ruhlar, Ferhat’ın Naaşı, Yorgun Sene ve Feridun’un Üç Oğlu Vardı adlı başlıca roman çalışmalarının yanı sıra En iyi Son Nesil, Yasemin Kokusu, Mavilikler Adasına Gidenler, O Altmış Bin, O Altmış Kişi adlı toplu öykü ve Nereye Kadar Benimlesin, Dili Bay ve Ahu, Sarkık Anılarımız başta olmak üzere çeşitli tiyatro oyunları vardır.