Şair, Gazeteci, Bürokrat: Necmettin Sahir Sılan Ailesi, doğumu, resmî görevleri
Ailesinin kökeni Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon’u fethettiği sıralarda kumandanı olarak emrinde bulunan Yahya Paşa’ya dayanır. 1896 yılında babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Kırklareli’nde doğdu.
Babası, Trabzon’da Hacı Ali Mollazadeler’den İbrahim Efendi’nin oğlu Salih Necati Sahir Bey’dir. Annesi Nevşehir kökenli olup İstanbul’da doğan Melek Hanım’dır.
İlk öğrenimini Bursa ve İstanbul’da yaptı; İstanbul Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Darülfünun’u Hukuk Mektebi’nden mezun oldu. İlk memuriyetine Meclis-i Mebusan ve Âyan meclislerinde kâtiplikle başladı.
Daha sonra 1915-1920 yılları arasında Bahriye nazırı ve Şam’da Dördüncü Ordu kumandanı Ahmet Cemal Paşa ve Bandırma’da Beşinci Ordu kumandanı Liman von Sanders’in maiyetlerinde ihtiyat zabitliği, Meclis-i Mebusan Divan-ı Âli Tahkikat Heyeti kâtipliği görevlerinde bulundu.
16 Mart 1920 yılında İstanbul’un İtilaf devletleri tarafından işgali, Meclis-i Mebusan üyelerinin tutuklanması ve önemli bir kısmının Malta’ya sürgün edilmesi üzerine Anadolu’da gelişen millî harekete katılmak üzere Ankara’ya gider.
1920-1927 yılları arasında TBMM Tahrirat ve Varak Kalemi müdürlüğü, Musul müzakerelerinde Heyet-i Murahhasa riyaset kâtipliği, Ali Fethi Bey (Okyar) ve İsmet Paşa (İnönü) Başvekalet Kalem-i Mahsusa Müdürlüğü görevlerini başarıyla yerine getirdi. Bu yıllarda yorucu çalışmaları dolayısıyla sağlığının bozulması üzerine tedavi için Viyana ve Paris’e gitti. Yurda dönüşünde Evrak-ı Nakdiye Komisyonu azası olarak altı buçuk ay Londra’da görevlendirildi.
Rahatsızlığının tekrar nüksetmesiyle İstanbul’da tedaviye lüzum görülmesi üzerine Başvekalet Kalem-i Mahsus Müdürlüğüne eşdeğer bir görevle İstanbul’da bulunan Ergani Bakır Madeni T.A.Ş hükümet komiserliği görevine atandı. 1927 yılından sonra Ergani Bakır Madeni Şirketi idare meclisi azalığı, Üsküdar-Kadıköy Tramvay Şirketi genel müdürlüğü, İstanbul Vilayeti Umumî Meclisi azalığı ve başkanlık divanı kâtipliği, Bütçe Komisyonu mazbata muharriri ve reisliği, Bakırköy Sümerbank İdare Meclisi azalığı görevlerini yaptı.
TBMM çatısı altında 6. 7. ve 8. dönemlerde Bingöl ve Tunceli’den milletvekilli oldu. Aynı zamanda TBMM Başkanlık Divan kâtibi olarak görev yaptı. Mensup olduğu Cumhuriyet Halk Partisi yönetimiyle anlaşamayarak 15 Mayıs 1950 yılında gazetelerde yayınlanan uzun istifa mektubuyla partisinden ve milletvekilliğinden istifa etti. Bu tarihten sonra emekliliğine kadar olan resmî görevleri TPAO İdare Meclisi azalığı, Adıyaman Pamuklu Dokuma Şirketi İdare azalığı ve Ankara Belediye Meclisi azalığı ve başkan vekilliğidir.
Yazı hayatı, gazeteciliği
Yazı hayatına şiirle başlayan Necmeddin Sahir Sılan’ın ilk çalışmaları Rebab ve Donanma dergilerinde ve Tasvir-i Efkâr gazetesinde çıktı. Hukuk Mektebi’ndeki öğrenciliği sırasında fiilî gazetecilik de yapar. Tercüman-ı Hakikat, Hak, Tanin, Vakit, Zaman, Dersaadet ve İleri gazetelerinde muharrir ve yazı işleri müdürü olarak görevlerinde bulunur. Bunun dışında Tan (İzmir), Servet-i Fünun, Yedigün ve Güleryüz, İnci, Diken mecmualarında şiir ve yazıları yayınlanır. Milli mücadele günlerinde Ankara’da bulunduğu yıllarda Hakimiyet-i Milliye ve Yenigün gazetelerinde millî ve hamasî şiirleri yayınlanır.
Necmeddin Sahir Sılan’ın basılı tek eseri İslam Düşmanları, Bir Esirimizin Defter-i Hatıratından adlı eseri 1332/1916 yılında Cemiyet Kütüphanesi yayınları arasında neşredildi. Müellif bu eserde Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı’nın düştüğü hazin durumu anlatır.
Evliliği, çocukları ve son yılları
Necmeddin Sahir Sılan Boşnak kökenli olup İstanbul’a yerleşen Resulbegoviç ailesinden Cemile Hanım’la 1917 yılında evlenir. Bu evlilikten Cenan, Şadan, Şen Sahir adlarında üç çocuğu olur.
Emekli olduktan sonra eşini kaybeder. Bir süre sonra ikinci oğlunu da kaybettikten sonra kendi deyimiyle “inziva devresi” başlar. Ankara ve daha çok İstanbul’da ikamet eder. bu yıllarda sık sık Amerika’da ikamet etmekte olan kız Şen Sahir’in yanına gider. Ölümünden önce Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin 100. yıldönümü dolayısıyla eş Cemile Hanım’ın anısına kütüphane girişini restore ettirerek 5000’e yakın kitap, mecmua ve dokümanlarını kütüphaneye bağışlar.
Millî Mücadele günlerindeki çalışmalarından dolayı İstiklal Madalyası sahibi olan Necmeddin Sahir Sılan doksan üç senelik uzun bir ömürden sonra 1992 yılında vefat eder.
Necmeddin Sahir Sılan’ın Hatıraları
Osmanlı’nın son dönemiyle Cumhuriyet döneminde fiilî çalışmayı bırakana kadar önemli görevlerde bulunmuş Necmeddin Sahir Sılan hatıralarını yazmak konusunda pek gönülsüz davranmıştır.
Tarih Konuşuyor dergisini sahibi Cemal Kutay’ın hatıralarını yazması konusunda “açık mektup”la ısrarlı davetine sonunda cevap vermiş ve hatıralarını yazması konusunda “sırların masuniyeti aleyhine hareket etmiş olmamak, büyük Mustafa Kemal Atatürk hakkında herhangi bir suretle yanlış bir telakkiye vesile vermemek ve “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun”un şümulüne itilebilecek vaziyetten kaçınmak, demokratik esaslara aykırı bulunan “Tedbirler Kanunu”nun şümulü dairesinde mütalâa edilebilecek herhangi bir harekette bulunmamak, çoğu ebediyet âlemine göçmüş bulunanların hatıralarını incitebilecek veya öyle bir telâkkiye yol açabilecek herhangi bir mülâhaza ve mütalâadan sakınmak, hayatta olanlar hakkındaki bazı bilgiler yüzünden eski dostlar aşinalarla herhangi bir polemikten uzak kalmak, içinde yaşanılan hadiseleri naklederken mütevazı şahsımı ilgilendiren konularda kendimden bahsetmek zaruretiyle karşılaşmamak” gibi sebepler ileri sürmüştür.
Elinizdeki kitap Necmeddin Sahir Sılan’ın hatıralarının II. Meşrutiyet ve sonrasına ilişkin bölümünü içerir. Hatıraların neşri Tarih Konuşuyor dergisinin Mart 1966 tarihli 26. sayısında başlar; 36. sayısında biter. Başlangıçta Cemal Kutay’a cevap olarak yazılan ve müellifin özgeçmişine ait bilgileri içeren hatıratta daha sonraki bölümlerde ise Osmanlı’daki hürriyet mücadelelerine ve Meşrutiyet sonrasındaki siyasî gelişmelere kısaca değinilir. Necmeddin Sahir Sılan daha çok kendisinin kâtip olarak bulunduğu ve İttihatçıların yargılandığı 1918 Divan-ı Âli’sindeki gözlemlerini kaleme alır.
Tefrikayı yayına hazırlarken dilinde küçük imla değişiklikleri hariç herhangi bir sadeleştirmeye gitmedik. Hicrî tarihlerin yanında miladî takvimi de gösterdik. Gerekli gördüğümüz yerlerde koyduğumuz dipnotları hazırlayan anlamında (H.) şeklinde gösterdik.
Son olarak tarihi aydınlatacak en ufak bilgi kırıntısının bile neşrinde yarar gördüğümüzü belirterek bu hatıraların kitaplaşmasında desteklerini esirgemeyen Sayın Şen Sahir Sılan’a, yayın aşamasındaki katkılarıyla DBY Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni, dostum Ersan Güngör’e teşekkür ediyorum.
İsmail Dervişoğlu
Bulgurlu, 2010
KİTAPLARI:
* 2. Meşrutiyet ve Sonrası Hatıralarım
Türk Gazeteciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Gazeteciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Şubat 2018 Cuma
6 Şubat 2018 Salı
Yılmaz Özdil
Yılmaz Özdil, 1965 yılında İzmir’de doğmuştur. Babası Veli Özdil, annesi Nadide Özdil’dir. Dedesi Süleyman bey zamanında Aksaray’dan İzmir’e göç etmiş. Yıldırım adında bir abisi vardır.
İzmir Atatürk Lisesi’nin ardından Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik bölümünden mezun olmuştur. 1985 yılında üçüncü sınıftayken Üniversitenin hentbol takımında oynadı.
Gazetecilik mesleğine 1982 yılında Yeni Asır gazetesinde muhabirlik yaparak başladı, sonra Yeni Asır’da yayın yönetmeni oldu. 1994 yılında Milliyet gazetesinde Yazı İşleri Müdürü oldu. 1995 yılında Sabah gazetesine geçerek Yazı İşleri Müdürü oldu. 1999 yılında Star gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Daha sonra Sabah gazetesine döndü ve atv haber genel yayın yönetmenliği görevlerinin üstlendi. Atv ve Sabah’a TMSF`nin el koyması üzerine istifa etti, 12 Ağustos 2007’de yazar olarak Hürriyet’e geçti.
2008 yılında Uğur Dündar‘ın sunduğu Star Ana Haber bülteninin yayın yönetmenliğini yapmaya başladı. Hürriyet’in üçüncü sayfasında yazmakta ve aynı zamanda Fanatik gazetesi çatısı altında spor yazarlığı da yapmaktadır.
Yılmaz Özdil, Üniversite 3. sınıftayken tanıştığı Hülya hanım ile 1989 yılından beri evli olup Pelin (d.1991) adında bir kız çocuğu vardır.
Kitapları :
2011 – İsim, Şehir, Hayvan
2012 – İsim, Şehir, Bitki
2013 – Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
İzmir Atatürk Lisesi’nin ardından Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik bölümünden mezun olmuştur. 1985 yılında üçüncü sınıftayken Üniversitenin hentbol takımında oynadı.
Gazetecilik mesleğine 1982 yılında Yeni Asır gazetesinde muhabirlik yaparak başladı, sonra Yeni Asır’da yayın yönetmeni oldu. 1994 yılında Milliyet gazetesinde Yazı İşleri Müdürü oldu. 1995 yılında Sabah gazetesine geçerek Yazı İşleri Müdürü oldu. 1999 yılında Star gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Daha sonra Sabah gazetesine döndü ve atv haber genel yayın yönetmenliği görevlerinin üstlendi. Atv ve Sabah’a TMSF`nin el koyması üzerine istifa etti, 12 Ağustos 2007’de yazar olarak Hürriyet’e geçti.
2008 yılında Uğur Dündar‘ın sunduğu Star Ana Haber bülteninin yayın yönetmenliğini yapmaya başladı. Hürriyet’in üçüncü sayfasında yazmakta ve aynı zamanda Fanatik gazetesi çatısı altında spor yazarlığı da yapmaktadır.
Yılmaz Özdil, Üniversite 3. sınıftayken tanıştığı Hülya hanım ile 1989 yılından beri evli olup Pelin (d.1991) adında bir kız çocuğu vardır.
Kitapları :
2011 – İsim, Şehir, Hayvan
2012 – İsim, Şehir, Bitki
2013 – Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
30 Ekim 2017 Pazartesi
Saygı Öztürk
Ünlü gazeteci Emin Çölaşan’ın “araştırmacı gazeteciliğin günümüzdeki önderlerinden” dediği Saygı Öztürk, Hürriyet, Sabah, Star ve Sözcü gazetelerinde gündem yaratan haber ve röportajlarıyla “Basın Oscarı” sayılan Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği ödülleri de olmak üzere değişik meslek kuruluşlarının 30’dan fazla ödülünü aldı. Türkiye’nin yakın politik tarihini ve bugününü ele alan kitaplarıyla da ses getiren Öztürk, bilinen olaylardaki “bilinmeyenlere” ve yüzeyde görünenlerin “derin ilişkileri”ne ışık tutan çalışmalarıyla bir marka haline gelmiş durumda.
1 Temmuz 2017 Cumartesi
Abdi İpekçi
1929 senesinde İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı.
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu.
1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.
ESERLERİ
Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu.
1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.
ESERLERİ
- Afrika (1955),
- İhtilalin Iç Yüzü (Ö. S. Coşar'la birlikte, 1965),
- İnönü Atatürk'ü Anlatıyor (1968),
- Liderler Diyor ki (1969),
- Dünyanın Dört Bucağından (1971),
- Başbakan Ecevit'le Sohbet (1974),
- Anayasa, Yasalar, Devlet (1982),
- Banş, Demokrasi, Ôzgürlük (1982), Sadun Tanju/ Eski Dostlar (Ara Güler'in fotoğraflarıyla, 2002).
Falih Rıfkı Atay
(İstanbul, 1894-20 mart 1971) Yazar, gazeteci, siyaset
adamı.
Babası
Hoca Hilmi Efendi, annesi Huriye Cemile'ydi. İlk ve ortaöğrenimini
Kovacılar'daki Rehber-i Tahsil Mektebi'nde yaptı. Ardından Mercan İdadisi'ni
bitirdi.
İlk yazı ve şiirlerini idadi öğrencisiyken yazdı Tecelli ve Servetifünun'da yayımladı (1912). 1908'de girdiği Darülfünun Edebiyat Fakültesi'nden dört yıl sonra mezun oldu. Gazeteciliğe Tanin'de (1912) "Cumartesi Konuşmaları"yla, daha sonra da makaleler yazarak başladı. İlk Trakya gezisini gazeteci olarak yaptı. Aynı yıl Dahiliye Nezareti'nde Talat Paşa'nın hususi kalem memuru oldu. İkinci Trakya ve Bükreş gezilerini hem bu sıfatla, hem de gazeteci olarak yaptı.
Büyük
Savaşın ilk yıllarında Suriye'de Cemal Paşa'nın yanında Dördüncü Ordu Karargahı
İkinci Şubesi'nde ihtiyat zabitiydi, ancak bütün siyasal ve yönetsel işlere
bakan şubenin şefiydi. Savaşın son yılında da Cemal Paşa bahriye nazın olunca,
Balıriye Nezareti hususi kalem müdür muavini oldu. Bir süre de Çarkçı Okulu'nda
Türkçe ve edebiyat dersleri okuttu.
Birinci
Dünya Savaşı'na ilişkin yazılarını Ateş ve Güneş (1918) kitabında topladı. Kazım
Şinasi Dersan, Necmettin Sadak ve Ali Naci Karacan'la birlikte çıkardıkları
Akşam gazetesinde (1918), Günün Fıkraları başlığı altında sürekli yazılar yazdı.
Burada Kurtuluş Savaşı'nı, Mustafa Kemal'i destekleyen yazılarından dolayı idam
isteğiyle Divanıharbe verildi. Yargılamanın uzaması, ardından da İnönü
Zaferi'nin kazanılması üzerine serbest bırakıldı. 10 Eylül 1922'de Anadolu'ya
geçti. Tanin ve Hakimiyet-i Milliye'deki yazılarıyla Mustafa Kemal'i, Milli
Mücadele'yi desteklemeyi sürdürdü.
Savaşın
ardından Yunan ordusunun yakıp yıktığı yerleri saptamak için kurulan Tetkik-i
Mezalim Heyeti'nde Halide Edip, Yakup Kadri, Mehmet Asım'la birlikte yer aldı,
tüm Batı Anadolu'yu dolaştı. Bolu (1923-1927) ve Ankara (1927-1950) milletvekili
seçildi. 1952'de Bedii Faik'le Dünya gazetesini kurdu, ölünceye kadar bu
gazetenin başyazarlığını yaptı.
Ayrıca
çeşitli taıihlerde Hakimiyet-i Milliye, Ulus ve Milliyet gazetelerinin
başyazarlığını yapan Falih Rıfkı, yeni Türk alfabesinin hazırlanması ve
uygulanması sırasında Dil Encümeni'nde ve Türk Dil Kurumu'nun kuruluşunda görev
aldı.
1950'lerde
Dünya gazetesinde DP'ye karşı Atatürk devrimlerini savundu. Falih Rıfkı'nın ilk
yazılarının çıktığı Servetifünun ve sürekli yazdığı Tanin dışında Bu Şehbal,
Şair; Nedim, Yeni Mecmua'da da yazılar yayımladı. Büyük Mecmua'dan sonra ise,
sürekli olarak gazetelere yazdı. Aralıksız 27 yıl milletvekilliği yapan Falih
Rıfkı Atay, yazarlığını da bu doğrultudaki çalışmalara adadı.
Atatürk
devrimlerinin korunması ve Batılılaşma yolundaki çabalarıyla güçlü, başarılı bir
gazeteci-yazar durumuna geldi. Atatürk' le ilgili anıları 1981'de "The Atatürk I
knew, Falih Rıfkı Atay; an abridged translation of F.R. Atay's Çankaya by:
Geoffrey Lewis" künyesiyle YKY yayımladı. Atatürk'e olan bağlılığı ve yakınlığı
ile tanınan Atay, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında gezi yazısı türünde en çok
eser veren sanatçıdır. Cümleleri kısa, akıcı ve etkilidir. Atatürk'e ilişkin
anılarını "Çankaya" adlı eserinde bir araya getirmiştir.
Falih Rıfkı Atay'ın
Eserleri
Fıkra
Fıkra
- Eski Saat (1933)
- Niçin Kurtulmamak (1953)
- Çile (1955)
- İnanç (1965)
- Pazar Konuşmaları (1966)
- Kurtuluş (1966)
- Bayrak (1970)
Anı
(Hatıra)
- Ateş ve Güneş (Suriye ve Filistin savaş anıları, 1918)
- Zeytindağı (1932)
- Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri (1955)
- Mustafa Kemal'in Ağzından Vahdettin (1955)
- Atatürk'ün Bana Anlattıkları (1955)
- Çankaya (1961)
- Batış Yılları (1963)
- Atatürk'ün Hatıraları, 1914-1919, (1965)
- Atatürk Ne İdi? (1968)
Gezi
- Faşist Roma, Kemalist Tiran, Kaybolmuş Makedonya (1930)
- Deniz Aşırı (1931)
- Yeni Rusya (1931)
- Moskova-Roma (1932)
- Bizim Akdeniz (1934)
- Taymis Kıyıları (1934)
- Tuna Kıyıları (1938)
- Hind (1944)
- Yolcu Defteri (1946)
- Gezerek Gördüklerim (1970)
İnceleme
- Başveren İnkılapçı (Ali Suavi Üzerine, 1954)
- Atatürkçülük Nedir? (1966)
- Londra Konferansı Mektupları (1933)
- Türk Kanadı (1941)
- Kanat Vuruşu (1945)
Monografi
- Babanız Atatürk (çocuklar için, 1955)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




