24 Eylül 2017 Pazar

Evangelista Torricelli

Evangelista Torricelli 15 Ekim 1608′de İtalyanın Feanza şehrinde doğdu, 5 Ekim 1647 in Floransa’da öldü. Açık hava basıncı üzerine yaptığı deneyleriyle tanınan ünlü İtalyan fizik ve matematik bilginidir.

Çocukluğunda matematiğe olan merakıyla dikkatleri çekti. 1627′de Roma’ya giderek, hidrolik biliminin kurucusu ve Galilei’nin talebesi olan Benedetto Castelli ile birlikte çalıştı. 1641′de Galilei ile mektuplaşmaya başladı. Aynı sene, Castelli nin tavsiyesi üzerine Galile, Torricelli’yi Tuscany’ye davet etti. Galile ile görüştükten birkaç hafta sonra, Galilei ölünce, Tuscany büyük dükü Torricelli’yi onun makamına tayin etti. 1644 yılında geometri ve mekanik üzerinde bir kitap yayınladı. Matematik sahasında mühim bir boşluğu dolduran bu kitapta aynı zamanda Galile’nin mekanik üzerindeki ilk çalışması, birbirine bağlı cisimlerin ortak ağırlık merkezleri aşağıya doğru hareket ederken, ani hareket edebilecekleri prensibi bir neticeye bağlanıyordu.

Torricelli, suyun yerine, ondan on üç buçuk defa daha ağır olan civayı (sıvı maden) koymayı akıl etti, bu sayede sütunun yüksekliği aynı oranda kısalmış oldu. Böylece Torricelli ilk barometreyi gerçekleştirdi; bir ucu tıkalı ve içi civa dolu cam bir boru. Bu boru başaşağı çevrilip açık ucu gene civayla dolu bir küvete daldırılır. Borudaki civanın bir kısmı küvete akar ve civa sütunu borunun içinde aşağı yukarı 760 milimetreye kadar iner. O zaman civanın ağırlığı, atmosfer basıncı ile eşdeğer olur. Basınçtan faydalanarak, civa doldurulmuş tüplerle yaptığı deneyler neticesinde, deniz seviyesinde 1cm²ye düşen basıncı 1033 gr/cm² olarak tespit etti. Geometri ve mekanik alanındaki fikirlerini ise ilk önceleri kimse önemsemedi. Torricelli aynı zamanda hocası Galile’nin teleskobunu ve kendi mikroskobunu geliştirmeye uğraştı.

1643 Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.

2 Temmuz 2017 Pazar

Adnan Ersan

Yazarın Adı:Adnan Ersan
Yazarın Tam Adı:Öğretmem, Yazar
Unvan:Yazar
Doğum:Samsun 1953

Kitapları

  • Güldüren Saçmalar (Gülmece Dizisi)
  • Espri Küpü
  • Güldüren Espriler (Gülmece Dizisi)
  • Soğuk Bilmeceler (Gülmece Dizisi)
  • Mezartaşı Esprileri (Gülmece Dizisi)
  • Fil Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
  • Onu Öyle Demezler (Gülmece Dizisi)
  • Temel Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
  • Çocuk Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
  • Çocuk Fıkraları (Gülmece Dizisi)
  • Öğrenci Esprileri (Yayınevi Genel Dizisi)
  • Okul Fıkraları (Gülmece Dizisi)


Adalet Ağaoğlu

Türk edebiyatının son zamanlarda yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri olan Adalet Ağaoğlu, 13 Ekim 1929 yılında Ankara Nallıhan'da dünyaya geldi. Dört çocuklu tüccar bir ailenin tek kız çocuğu olarak yaşamını sürdürmüştür. İlköğrenimini dünyaya geldiği Ankara Nallıhan'da tamamlamıştır. Ortaöğrenimini 1938 yılında yerleştikleri Ankara'da Ankara Kız Lisesinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden 1950 yılında mezun olmuştur. Adalet Ağaoğlu 1954 yılında Halim Ağaoğlu ile hayatını birleştirmiştir.

Şiirlere ve edebiyata olan ilgisi lise çağlarında başlayan Adalet Ağaoğlu'nun ilk görevi 1946 yılında Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yazarlığı yaparak başlamıştır. 1948 ile 1950 yılları arasında Kaynak Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı. 1951 yılında TRT’de göreve başladı. Ankara Radyosunda Aşk Şarkısı adlı oyunu yazarak radyoda yayınlanmasını sağladı. Radyoda ki görevini sürdürürken, Ankara'da bir ilki gerçekleştirerek ilk özel tiyatroyu Meydan Sahnesini dört arkadaşı ile birlikte kurma başarısını gösterdiler. Meydan Sahne Dergisini çıkararak başarılarına ve Türk Edebiyatını yenilikler katmaya devam etmiştir.

Tiyatro eserlerine yenisini eklemeye devam ederek, Sevim Uzungören ile birlikte “Bir Piyes Yazalım” adlı tiyatro oyununu yazarak 1953 yılında Ankara'da sahnelenmesini sağladılar. Yazmış olduğu oyunlar ile adını duyurmaya devam eden ünlü yazar, her geçen gün oyunlarına yenisini eklemeye devam ederek dönemin en önemli yazarları arasındaki yerini almıştır. Tiyatro oyunu yazarlığından, roman yazarlığına geçişi 1973 yılında yayımlanan ilk romanı olan "Ölmeye Yatmak" ile olmuştur. Bu kitabını, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Yazsonu, Üç Beş Kişi, Hayır, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı adlı eserleri kaleme almıştır. Bu eserlerinden asker ile arasının açılmasına ve askeri kuvvetler ile mahkemelik olmasına neden olan Fikrimin İnce Gülü adlı eseri çok tartışılmıştır. Adalet Ağaoğlu’nun kaleme aldığı öyküler de, Sessizliğin İlk Sesi, Yüksek Gerilim, Hadi Gidelim ve Hayatı Savunma Biçimleridir. Adalet Ağaoğlu yayımlamış olduğu romanlarının yanı sıra hikâye, deneme, oyun ve anı tarzında da pek çok eseri kaleme alarak Türk Edebiyatında hatırı sayılır bir üne ve ödüle kavuşmuştur.

Bu ödüllerden de kısaca bahsedecek olursak, Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü, Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, Türkiye İş Bankası Edebiyat Ödülü, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü, Madaralı Roman Ödüllerini almaya hak kazanmıştır.

Abdülkadir Meragi

Itrî'den önceki klasik Türk müziği bestecilerinin en büyüğü, müzik kuramı yazarlarının da en önemlisi sayılan Abdülkadir Merâgi (Batı kaynaklarında İbni Gaybî diye geçer), 1360'ta doğdu. İlk müzik derslerini, dönemin değerli bilgin ve müzikçilerinden olan Gıyaseddin Gaybî'den aldı, sonra döneminin belli başlı bilginlerinin ve sanatçılarının öğrencisi oldu. Genç yaşta babasını yitirince, Meraga'dan ayrılarak Celayirlilerin başkenti Tebriz'e gitti. 1377'de, üçüncü Celayirli hükümdarı Hüseyin'in (1374-1382) düzenlediği beste yarışmasını kazanınca, hükümdarın yakınları arasına girdi. Hüseyin'den sonra Celayirli tahtına çıkan ve başkenti Bağdat'a taşıyan Sultan Ahmet'in de gözde sanatçılarından oldu. 1393'te Bağdat'ı ele geçiren Timur tarafından, birçok bilgin ve sanatçıyla birlikte Semerkand'a götürüldü ve Timur'un en değer verdiği sanatçılarından biri haline geldi. 1399'da Timur'un Tebriz'de oturan oğlu Miranşah'ın çevresine girdi.  Miranşah'ın uygunsuz davranışlarını çevresine yoran Timur, oğlunu yoldan çıkardıkları gerekçesiyle, çevresindekilerin öldürülmesi buyruğunu verince, Abdülkadir, son anda kaçmayı başararak, yeniden Sultan Ahmet'in eline geçen Bağdat'a sığındı. Ama, 1401'de ikinci kez Bağdat'ı kuşatan Timur'un eline düştü, yargılanarak, ölüm cezasına çarptırıldı. Ceza yerine getirileceği sırada Kur'an-ı Kerim'den bir sure okumaya başlayınca sesinin güzelliği ve müzikteki ustalığı sayesinde bağışlandı ve Timur'un sarayında eski yerini aldı. Timur'dan sonra tahta çıkan Halil Mirza ve Şahruh'un saraylarında çalıştı. 1421'de Osmanlı Sultanı II.Murad'a, Makasıd'ül Elhan (Ezgilerin Amaçları) adlı kitabını sunmak için Bursa'ya geldi. Kısa bir süre sonra Herat'a döndü ve orada 1435'te veba salgınından öldü.

Günümüze Abdülkadir Merâgi'nin olduğu ileri sürülen 40 kadar beste kalmıştır, ama başlıca bestelerinin yok olduğu, günümüze ulaşanların orta derecede besteler olduğu düşünülmekte, üstelik bu bestelerin de bir bölümünün Abdülkadir tarafından değil, ona özenen ve onun adını kullanan daha sonraki besteciler tarafından yapılmış olabileceklerinden kuşkulanılmaktadır. Uzmanların, Abdülkadir'in olduğu konusunda görüş birliğine vardıkları bestelerin başlıcaları şunlardır: Segâh Kâr-ı Şeşâğâz, Hüseyni Kâr, Mahur Kâr, Rast Nakış Kârçe, Pençgâh Ağırsemai, Irak Yürüksemai.

Abdülhamid İbn Türk

Tarihte Türk lakabını taşıyan nadir Türk bilim adamlarındandır. Harezmi'nin çağdaşıdır. Cebir konusunda yazmış olduğu kitabın ancak küçük bir bölümü bugün elimizde bulunmaktadır. Burada, özel tipler halinde gruplandırılmış ikinci derece denklemlerinin çözümleri, Harezmi'ninkilerden daha ayrıntılı olarak verilmiştir.

Mesela x² + c = bx denkleminin, diğer denklem tiplerinden farklı olarak iki çözümü olduğunu ayrı ayrı şekillerle göstermiş olduğu halde, Harezmi bir tek şekil kullanmıştır; ayrıca Abdülhamid İbn Türk, c * (b/2)² durumunda çözümün imkansız olacağını da şekil vererek kanıtlamıştır. Bu nedenle İbn Türk'ün açıklamasının Harezmi'ninkinden daha mükemmel olduğu söylenebilir.

İbn Türk'ün söz konusu cebir kitabı, Harezmi'nin ilk cebir kitabı yazarı olma özelliğini şüpheli bir hale getirmektedir, buna rağmen Harezmi'nin cebir tarihindeki etkisi tartışılamaz önemdedir.

1 Temmuz 2017 Cumartesi

Emre Kongar



Emre Kongar'ın Kısa Yaşam Öyküsü
Reşit Emre KONGAR, 13 Ekim 1941'de İstanbul'da doğdu. Babası, Şişli Terakki ve Pertevniyal Liseleri felsefe öğretmenlerinden İhsan KONGAR, annesi ise yine Şişli Terakki Lisesinde bir süre felsefe öğretmenliği yapan, Zapyon Kız Lisesi felsefe öğretmeni Mesude KONGAR'dır.

İlk, orta ve lise eğitimini Şişli Terakki Lisesinde gören Emre KONGAR, 1958-1959 öğretim yılında fen şubesinden pekiyi derece ile mezun oldu.

1963 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü'nü bitirdi. 1964 yılında Birleşmiş Milletler bursu ile Sosyal Bilimler eğitimi için Birleşik Amerika'ya gitti.

1966 yılında Michigan Üniversitesi, Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'ndan master ünvanı ile mezun oldu. Aynı yıl Türkiye'ye döndü. Hacettepe Üniversitesi'ne öğretim görevlisi olarak girdi. Bu görevi sırasında 2 yıl süre ile Nüfus Etüdleri Enstitüsü'nde de uzmanlık yaptı.

1968 yılında üniversite bünyesinde Sosyal Çalışma Yüksek Okulu'nu kurdu ve buraya müdür olarak atandı.

1969 yılında sosyal bilimler alanında "İzmir'de Kentsel Aile" adlı tezi ile doktor oldu.

1972-1974 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1974 yılında Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak geri döndü.

1976 yılında "Toplumsal Değişme Kuramları" konusundaki tezi ile üniversite doçenti oldu. Aynı yıl Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü'ne eylemli doçent olarak atandı ve Bölüm Başkanlığı'na seçildi. 1978 yılında Bölüm Başkanlığı'ndan ayrıldı.

1976-1979 yılları arasında, Hacettepe Üniversitesi adına Turizm ve Tanıtma Bakanlığı Turizm Planlaması Genel Müdürlüğü'nde danışmanlık görevi yaptı.

İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Beş Yıllık Planların hazırlanmasında çeşitli ihtisas komisyonlarında çalıştı.

1978-1979 yıllarında Kültür Bakanlığında Kültür Yüksek Kurulu üyesi olarak hizmet etti. Aynı yıl Gençlik ve Spor Bakanlığında "Toplumsal Kalkınmada Gençlik" projesini hazırladı ve uygulamada yardımcı oldu. Bu yıllarda Milli Eğitim Bakanı'na da özel danışmanlık yaptı.

1978-1981 yılları arasında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde tiyatro kürsüsünde "Sanat Sosyolojisi" dersleri verdi.

1981 yılı Temmuz ayında "Atatürk ve Devrim Kuramları" adlı takdim tezi ile Hacettepe Üniversitesi Senatosunca Profesörlüğe yükseltildi. 1983 yılına kadar Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bölümü ile Ekonomi Bölümü'nde öğretim üyeliğini sürdürdü.

Birleşik Amerika'da yayımlanan American Journal of Political and Military Sociology adlı dergi ile yine aynı ülkede yayımlanan International Journal of Sociology of Family adlı dergilerin yazı kurullarında görev yaptı.

15 Şubat 1983 tarihinde askeri rejimin üniversite konusundaki uygulamalarını protesto etmek için, üniversiteden istifa etti.

1 Mayıs 1983-31 Temmuz 1987 tarihleri arasında Hürriyet Gazetesi'nde danışmanlık yaptı.

28 Eylül 1987 tarihinde KAMAR, Kamuoyu Araştırma Anonim Şirketi'ni kurdu. 1987 seçimlerini en az sapma ile önceden bilen araştırma dahil, seçim öncesi ölçümlerini ve kamuoyu araştırmalarını Hürriyet Gazetesi'nde yayımladı.

31 Aralık 1991 tarihinde KAMAR'dan ayrıldı.

15 Ocak 1992 - 15 Mart 1992 tarihleri arası TÜSES'in genel sekreterliği ile birlikte vakıf müdürlüğünü de yürüttü.

Nisan 1992'de Kültür Bakanlığı Müsteşarlığı'na atandı.

Kasım 1995'de Müsteşarlık görevinden ayrıldı.

15 Ocak 1996'da Federal Almanya Devleti tarafından Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı ile, 1 Şubat 1996'da İtalya Devleti Commandatore Madalyası ile, 15 Şubat 1996'da da Polonya Devleti Commandor nişanı ile ödüllendirildi.

24 Nisan 1996 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'ne Profesör olarak geri döndü.

Şubat 1997'de Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyeliğine atandı.

1997-2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde saat başı görevli hocalık yaptı.

Temmuz 2000'de devletten emekli oldu.

1 Eylül 2001 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu Danışmanı oldu.

Halen Yıldız Teknik Üniversitesi'nde saat başı görevli ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde de fahri olarak hocalık yapmaktadır.

1975 yılından itibaren çeşitli işçi sendikalarında vermekte olduğu "demokrasi eğitimi"ni bugün de sürdürmektedir.

Türkiye'nin Toplumsal Yapısı adlı kitabı ile 1977 yılında Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü'nü, Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı kitabı ile 1979 yılında Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü'nü, 21. Yüzyılda Türkiye adlı kitabı ile 1998 Aydın Doğan Sosyal ve Beşeri Bilimler Ödülü'nü kazandı. 1998 yılında Nokta Dergisi tarafından Sosyal Bilimler alanında "Doruktakiler" ödülüne layık görüldü. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından verilen "Yılın İletişimcisi" ödülünü Sosyal Bilimler alanında kazandı. 2001 yılında Kızlarıma Mektuplar adlı kitabı ile Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin "Zirvedekiler 2001 En Beğenilen Kitap" ödülünü aldı. Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından Babam, Oğlum, Torunum adlı kitabıyla 2003 yılının en beğenilen yazarı ödüllerine layık görüldü.

Milliyet Gazetesi'nin Abdi İpekçi Barış ve dostluk Ödülü ve Haldun Taner Öykü ödülü jürilerinde görev yaptı. Halen Gazeteciler Cemiyeti'nin Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü jüri üyeliği sürmektedir.

Sosyal bilimler ve kültür alanında otuzdan fazla kitabı, bilimsel ve deneme türü yüzü aşkın makalesi vardır. Bilimsel çalışmalarının ve deneme kitaplarının yanında, 1990 yılının en çok satan kitapları arasına giren "Hocaefendi'nin Sandukası" adlı bir de roman yazmıştır. Müsteşarlık dönemi anılarını da "Ben Müsteşarken" adı ile kitaplaştırmıştır. "21.Yüzyılda Türkiye" adlı incelemesi ve "Kızlarıma Mektuplar" adlı eseri en çok satan kitaplar arasında yer almıştır.

Halen Cumhuriyet Gazetesi'nde "Aydınlanma" köşesinde siyaset, "Medya Notu" köşesinde kitle iletişim araçları konularında haftalık makaleler yazmaktadır. Evli ve üç çocukludur.

Cemil Meriç

Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi’nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.

1940’da İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 1945 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 1954 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du.

1955’de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984’te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti.

Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Bati medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.

Başlıca Eserleri
•    İnceleme Hind Edebiyatı (1964),
•    Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967),
•    Umrândan Uygarlığa (1974),
•    Bir Dünyanın Eşiğinde (1976),
•    Işık Doğudan Gelir (1984),
•    Kültürden İrfana (1985)

Deneme
•    Mağaradakiler (1978),
•    Bu Ülke (1974, 1985)

Günlük
•    Jurnal I (1992)
•    Jurnal II (1994)

Diğer Kitapları
•    Kırk Ambar (1980),
•    Bir Facianın Hikayesi (1981),
•    Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993)

Ödülleri
•    Umrandan Uygarlığa
•    (1974) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü) Kırk Ambar
•    (1983) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği’nin Yılın Yazarı ödülü)
•     (Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Fikir Eserleri ödülü)