7 Şubat 2018 Çarşamba

Ahmed Karahisari

Ahmed Karahisari (1468, Afyonkarahisar - 1556, İstanbul), ünlü bir Osmanlı hattatıdır. Diğer birçok Osmanlı hattatından farklı olarak Şeyh Hamdullah ekolünü değil Yakut-ı Mustasımi ekolünü benimsemiş ve bu ekolün en güzel örneklerini vermiştir. Sülüs ve Nesih yazının en güzel örnekleri kendisine aittir. Üslubu sadece kendi öğrencisi olan birkaç hattat tarafından benimsenmiş ve diğer Osmanlı hattatlarınca pek ilgi görmemiştir. Bunun en önemli nedeni tüm Osmanlı hattatlarının piri olarak kabul edilen Şeyh Hamdullah'ın büyük tesiridir.

En önemli yapıtı Kanuni Sultan Süleyman'ın isteği üzerine yazmış olduğu ve halen Topkapı Müzesi'nde muhafaza edilen büyük ebattaki Kur'an-ı Kerim'dir. Diğer eserleri arasında Piyale Paşa Camii yazıları ve Süleymaniye Camii kubbe yazıları bulunmaktadır. Yine bu cami içerisindeki pencere üstü levhaları da kendisi ve öğrencileri tarafından yazılmıştır. Tekniği ve yazıya getirdiği yenilikler bakımından Şeyh Hamdullah ve Hafız Osman'la beraber en önemli üç Osmanlı hattatından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Ağaoğlu

1869'da Azerbaycan'ın Şişe şehrinde doğmuştur. Babası Mirza Hasan Bey, annesi Sarıca Ali adlı göçebe bir kavimden Taze hanımdır. Amcalarının Rusça, Arapça ve Farsça bilmeleri ve ailenin düzenlediği akşam sohbetlerinde metafizik ve ilmî konuların görüşülmesi Ağaoğlu'nun gelişiminde önemli yer tutar. 

Öğrenimine mahalle mektebinde başlamış ve babasından gizli Rusça dersleri almıştır. Babasının karşı çıkmasına rağmen dayısının desteğini alarak Rus tali mektebine yazılmıştır. 1884'de buradaki eğitimini tamamlayarak Realne Uçilişe'ye başlamıştır. Reel ilimlerin ağırlıklı olduğu okulu başarı ile tamamlamış, 1887'de yüksek öğrenim için Petersburg'a gitmiş, fakat sağlığı nedeni ile geri dönmüştür. 

1888'de Paris'te hukuk mektebine başlamış, doğu kavimleri tarihi, Arapça, Acemce ve Türkçe dil derslerine devam etmiştir. Ağaoğlu 21 yaşında iken yazarlığa, Fransızca bir makale ile başlamıştır. Bir süre Paris'te gazetecilik de yapan Ağaoğlu 1894'de İstanbul'a gelmiştir. 

4 ay sonra Tiflis'e gitmiş, Kafkas gazetesinde yazarlık yapmıştır. Bakü'de Rusça "Kaspy" adlı bir gazetede başyazarlık görevini almıştır. Gazete Azerbaycan Türklerinin hukukunu savunan ve çıkarlarına hizmet eden Rusça bir Türk organı haline getirilmiştir.

"Kaspy" gazetesinin sahibi olan Zeynel Abidin Takiyef Türkçe yayın için uğraşmış ise de 1904 yılında meydana gelen Rus-Japon savaşı sonuna kadar beklemek zorunda kalmıştır. Savaş sonunda çarlığın yenik düşmesi ile tekrar girişimde bulunmuş, bu sefer başarılı olmuştur. 

Bütün Kafkasya'da ilk kez günlük Türkçe gazete olan "Hayat" çıkmaya başlamıştır. Hüseyinzade Ali Bey de bu gazetede göre almıştır. Bir yıl sonra Ahmet Ağaoğlu "İrşad" adlı yeni bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Aynı zaman diliminde Kafkasya'da Ruslar Azerbaycan'a hakim olunca Sünnî-Şiî anlaşmazlığı başlamıştır. 

Kafkaslardaki Türkleri parçalamayı amaçlayan bu düşünceye karşı mücadele etmiştir. 1905'de Bakü'de "fedai" adında gizli bir cemiyet kurmuş, Ermenilere karşı Türklere yaptıkları zulümleri fiili direnişlerle bir dereceye kadar durdurabilmiştir. 

1905'de Çar hükümetinin bir nazırlar komitesi kurması üzerine Kazan'dan giden heyete Yusuf Akçura Kafkasya ahalisini temsil edenler içinde ise Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali, Topçubaşı Meydan Bey seçilmişlerdir. 

Azerbaycan halkını bu komitede temsil etmiştir. Petrollü topraklar üzerindeki Türk halkını göç ettirme projesini, otuz beş günlük konuşma sonucu engellemiştir. 1908'de II. Meşrutiyetin ilânı ile İstanbul'a kaçan Ağaoğlu, Türk Ocağının kurucularındandır.

"İslâm Aleminde Kadın" adlı Rusça risalesinde, İslâm'ın görüşlerinde ilerici olduğunu, Abbasi'nin orta devirlerine kadar bu ilerici hareketin devam ettiğini, daha sonra alimlerin ve şeyhlerin menfaatperestlikleri yüzünden gerilediğini ve çöktüğünü iddia etmektedir. Gazete ve dergilerde yayımlanmış makaleleri ve risaleleri vardır.

Ahmet Akgündüz

1955 yılında Diyarbakır’ın Çüngüş kazasına bağlı Malkaya köyü’nde doğdu. İlkokulu köyde tamamlayan Akgündüz, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden; 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı. 1987 senesinin Kasım ayında Hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 

1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’ de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır. 1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir Profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, İngilizce ve Farsça bilmektedir. Evli ve iki çocukludur.

Ahmet Cevdet Paşa

Cevdet Paşa, şimdi sınırlarımız dışında kalan Lofça kasabasında dünyaya geldi. Hacı İsmail Ağa'nın oğludur. Lofça'da mahalle mektebinden sonra, öğretimini daha iyi yapabilmek için, 1839'da İstanbul'a gelerek medreseye girmiştir. Medreseyi bitirip müderris olduktan sonra, Farsça ve Fransızca öğrendi. Matematik, felsefe, kozmografya (astronomi) bilimleri üzerinde çalıştı, kendisini yetiştirdi.

Cevdet Paşa, bilim adamı olarak yetişmek istiyordu. Fakat çevresi politikacılarla dolu idi. Çoğu yetenekli insanın denediği gibi, şiirler yazmaya başladı. Yazdığı şiirleri kendisine gösterdiği Fehim Efendi, kendisine "Cevdet" takma adını verdi. O zamana kadar Ahmet olan Cevdet Paşa, ondan sonra Ahmet Cevdet oldu.

Ahmet Cevdet Efendi, zamanının en ünlü kişileri olan Büyük Reşit Paşa, Ali ve Fuat paşalarla tanıştı. Reşit Paşa'nın yanında geçirdiği 15 yıl, her bakımdan gelişmesine yardım etmiştir. Bu dönemde Ahmet Cevdet Efendi, idare ve politika hayatına kaymaya başladı. İlk görevi, Bükreş'te bulunan Fuat Bey (Paşa)'in yanında yardımcılık oldu. Bükreş dönüşü Fuat Bey'le birlikte Bursa'ya geldiler ve burada bir süre dinlendiler. Kaldıkları kısa sûre içinde, "Kavaid-i Osmaniye" adlı bir eseri ortaya koymuşlardı. Bu Osmanlı dilinin grameri, bundan sonra yazılan bütün gramerlere kaynaklık ve örneklik etmiştir.

"Darülmuallimîn" okuluna müdür atandı. Aynı zamanda "Maarif Meclisi" üyeliğine getirildi. Özellikle bu meclisin derlenip toparlanmasına çalıştı ve çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde topladı. Özellikle, Maarif Meclisi üyesi olarak ‘Encümen-i Daniş’in kurulmasında büyük emeği geçti ve bu encümene üye seçildi.

Encümenin kurulması sebebi, tarihimizi derleyip toplamak, sanat hayatımızı düzenleyip canlandırmak gibi işler idi. Encümen, Ahmet Cevdet Efendi'ye 1774-1826 yılları arasındaki olayları yazmak görevini verdi, önceleri, bu eser, birlikte yazılacaktı. Fakat öteki üyelerin kaytarmaları nedeniyle Ahmet Cevdet Efendi'ye bırakıldı. Bugün Cevdet Tarihi adıyla bildiğimiz 12 ciltlik eser bu çalışmaların sonucudur.

Ahmet Cevdet Efendi'nin, İbni Haldun'un tarih felsefesine ve Naima'nın bu felsefeye bağlı görüşüne önem vererek, yazdığı tarih, yalnız belli bir çağın sağlam belgelere bağlı tarih çalışması değil, aynı zamanda Osmanlı devlet felsefesinin çeşitli devlet adamları elinde nasıl uygulandığının çok dikkatli bir açıklamasıdır. Batı toplumları ile Doğu toplumlarının birbirinden farklı toplumlar olduğu, Cevdet Paşa'dan önce de fark edilmiş ise de, Cevdet Paşa, bu farkın, sınıflı toplumdan geldiğini açıklayan ilk fikir adamımız olmuştur.

Cevdet Paşa, Kırım Savaşı sırasında üç cildini tamamladığı tarihini padişaha sunmuş ve Saray Vakanüvisliği'ne atanmıştır (2 şubat 1855). Bu görev üstünde kalmak şartıyla önce "Meclis-i Ali-î Tanzimat'a üye atanmış, sonradan Meclis-i Vâlâ"ya üye olmuştur. Cevdet Paşa, her gönderildiği yerde iyi hizmet veren bir insandı. Ahmet Cevdet Paşa, İşkodra karışıklıklarının bastırılması, Kozan İsyanı'nın söndürülmesi, Bosna- Hersek müfettişliği gibi önemli görevlerde başarı ile iş gördükten sonra, 1868'de Adliye Nazırlığı'na getirilmiş ve kendisine paşalık tevcih edilmiştir. Bir ara Halep ve Bursa valiliği de yapmıştır. Cevdet Paşa, üç defa Maarif Nazırı, 5 defa Adliye, 2 defa Evkaf, birer defa Dahiliye, Ticaret ve Ziraat nazırlığı yapmıştır. Ayrıca, Şûra-yı devlet Reisliği'nde de bulundu. Bunca hizmet sırasında, eser vermeyi ihmal etmemiş, 12 ciltlik Cevdet Tarihi'nden başka, dinlerin ve peygamberlerin tarihini "Kısas-ı Enbiya" adı altında yazıp yayınlamıştır.

Son olarak "Meclis-i Has" üyeliğine getirildi ve burada ölünceye kadar bilimsel çalışmalarını sürdürdü (25 mayıs 1895). "Tezakir-i Cevdet", tarih çalışmaları sırasında tuttuğu notlar olup, bunlar yeniden gözden geçirilmiş ve tasnif edilerek 4 cilt halinde yayınlanmıştır. Bunlar daha çok Tanzimat döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun toplum yapısını belirleyen notlardır. "Maruzat" II. Abdülhamit'e sunduğu bilgileri içerir. Son zamanlarda tamamı yayınlanmıştır. 

Baş eserlerinden biri de "Mecelle"dir. Sağlam bir dille kaleme alınan İslâm hukukunun Medenî Kanun'a karşılık olan bölümü, Cevdet Paşa'nm en büyük eserlerinden biri sayılır. 50 yıl kadar Osmanlı ülkesinde ve Medenî Kanun yayınlanana kadar Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde kanun olarak uygulanmıştır. Mecelle'nin bazı düsturları bugün de hukukumuzda yaşamaktadır. "Mani, zail olunca, memnu avdet eder", "Bir işten maksat ne ise, hüküm ona göredir", "Alması memnu olan bir şeyin vermesi dahi memnudur", "Kişi, ikrarıyla ilzam olunur", "Sakile bir söz isnat olunmaz", "Zan ile yakîn (tam bilme) hasıl olmaz."

Ahmet Gülüm

1961 yılında İstanbulda doğdu. Marmara Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi bölümü mezunu. 1972-1979 yılları arasında Beşiktaş Spor Kulubünde, 1979-1982 yılları arasında Hisarbank Sakarya Karadeniz Spor Kulubünde, 1982-1991 yılları arasında Galatasaray Spor Kulubünde, 1991-1993 yılları arasında Arçelikte voleybol oynadı. 

8 yıl Galatasaray Voleybol Takımının, 2 yıl da Arçelikin kaptanlığını yaptı. Genç A, Ordu ve Üniversite olmak üzere toplam 158 kez Voleybol Milli Takımının formasını giydi. Ordu Milli Takımı, Üniversite Milli Takımı ve A Milli Takım Şampiyonluğunu elde etti. Ordu Milli Takımı dünya şampiyonu olurken Dünya Şampiyonasının en iyi pasörü, Galatasaray Balkan 3.sü olurken Balkan Şampiyonasının en iyi pasörü unvanlarını elde etti. 

1984 yılında Milliyet Gazetesinin açtığı Yılın Sporcusu yarışmasında voleybol branşında ferdi aday olan ilk sporcu oldu. 1987 yılında Yılın Takımı seçilen Ordu Milli Takımının kaptanıydı. 1998 yılında Fanatik ve Zaman gazetelerinin düzenlediği yılın sporcusu değerlendirmelerinde Yılın Spor Adamı ve 1999 yılında Milliyet Gazetesinin düzenlediği yılın sporcusu değerlendirmelerinde Yılın Spor Adamı seçildi. 

1991 yılında Plaj Voleybolu sporunun Türkiyeye gelmesine öncülük ederken 7 yıl boyunca Türkiye Beach Volleyball Şampiyonaları ve arka arkaya 3 yıl Beach Volleyball Dünya Serisi organize eden ekibin başkanlığını yaptı. Türkiyedeki ilk snowboard organizasyonunu yaptı. 

Adidas Streetball aktivitesinin gelişim projesinde yer aldı., Nike Tenis Kupası organizasyonunu gerçekleştirdi. Kurmuş olduğu reklam şirketiyle ONeill, Nike, Speedo, Oakley ve No Fear markaları için Pazarlama İletişim hizmetleri verdi. Beach Volleyball Dünya Konseyi Üyesi, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Üyesi, Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Marketing Komisyon Başkanı, Uluslar arası Voleybol Federasyonu (FIVB), Marketing Komisyonu Üyesi. Türkiye Voleybol Federasyonu ve Türk Voleybol Vakfı Başkanlıklarında bulundu. 
Sponsorlu Bağlantılar

İnter Grup Şirketleri sahibi ve 2001de kurulan, Türkiyenin ilk ve tek Spor Spesifik Pazarlama İletişimi Ajansı olan Sporsnetin Yönetim Kurulu Başkanı.

Ahmet Güntan

Ahmet Güntan (İzmir, 21 Mayıs 1955), ilköğrenimini İzmir Güzelyalı Müdafa-i Hukuk İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Bornova Maarif Koleji’nde tamamladı; ODTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü bitirdi. Şiirleri ilk olarak Kasım 1977’de Birikim dergisinde çıktı. Aynı yıllarda Yeni İnsan dergisinde müzik yazıları yazdı. İlk kitabı İlk Kan (1984) ile adını duyurdu. 

Altı yıl aradan sonra 1989’da çıkan, kendi yayımladığı Köpüklü Bir Kan, Bir Duman, kitapçılarda satılmadı, yaklaşık 200 kişiye postalandı. Nezle, Lale Müldür’le birlikte 1990’da yayımladığı paydaş kitap Voyıcır 2’de yer aldı. 

Çeşitli dergilerde şiir üstüne yazıları yayımlandı. Haldun Bayrı’nın İki Şahit ve Diğerleri (Metis, 1997) kitabında bir okuma notu yer aldı. Deneme kitabı Esrârîler 2003’te, yeni bir şiir ihtiyacını dile getirdiği “Parçalı Ham Manifesto” 2005 yılında kitap-lık dergisinde yayımlandı.

Eserleri:
Şiir kitapları: 
İlk Kan (1984);
Köpüklü Bir Kan, Bir Duman (1989);
Voyıcır 2 (Lale Müldür ile birlikte, 1990);
Romeo ve Romeo. (YKY, 1995);
İlk Kan. (İlk Kan ve Köpüklü Bir Kan, Bir Duman’ın birlikte basımı, YKY, 1998);
İkili Tekrar. (YKY, 1999)

Deneme: 
Esrârîler (YKY, 2003)
Ahmet Güntan’ın
YKY’deki kitapları:
Romeo ve Romeo. (1995)
İlk Kan. (1998)
İkili Tekrar. (1999)
Esrârîler. 2000/2001 (2003)
Mahkeme Kitap. (2006)

Ahmet Kıymaz

1963 yılında, Çankırı - Merkez’de doğdu.

1985’te G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. “Halk Bilimi ve Halk Edebiyatı Yönüyle Yâren Kültürü” konulu lisans tez çalışmasını yaptı. Mezuniyetine müteakip Türk Silâhlı Kuvvetlerinde “Teğmen” rütbesine nasbedildi ve aynı yıl Silâhlı Kuvvetler Mızıka Astsubay Hazırlama Okuluna Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak atandı.

1991 yılında G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde “1918-1928 Yılları Arasında Yayımlanan Türk Romanlarında Millî Mücadele” konulu çalışmasıyla “Yüksek Lisans” öğrenimi yaptı.

1992 yılında Kara Harp Okulu Türk Dili ve Kompozisyon öğretim üyeliğine atandı.

2001 yılında, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde “Türk Romanlarında Savaş ve Askerlik” konulu çalışmasıyla Edebiyat Doktoru unvanını almaya hak kazandı.
Eylül 2003’te yurt dışı ataması ile 6 ay Ürdün Kraliyet Lisan Okulu’nda görev yaptı.

Lise düzeyinde 11 yıl, üniversite düzeyinde 12 yıl Türk Dili ve Edebiyatı / Kompozisyon dersleri veren Sayın Dr. KIYMAZ, öğretmenlik görevine ek olarak; dost ve kardeş ülkelerin subay ve askerî öğrencilerine Türkiye Türkçesi dersleri verdi.

Türk Ocakları, İLESAM, TRAC, TÜRK EMEKLİ SEN, Birleşik Emekliler Derneği gibi sivil toplum kuruluşları üyesi olan Sayın KIYMAZ, çeşitli televizyon kanallarında canlı yayınlara katıldı. Bu tür faaliyetlere, hâlen devam etmektedir.

Bilge, Eğitim, Erguvan, Yâren Meclisi, Duygu, Flas, Karatekin ve KHO Bilim Dergisi gibi ulusal ve yöresel sanat, eğitim, bilim ve edebiyat dergilerinde ve çeşitli gazetelerde makale, deneme ve tanıtım yazıları yazdı. Yeni Ufuk gazetesinde “Fikir Vâdisi” köşesindeki yazılarına hâlen devam etmektedir.

Eylül 2004’te Türk Silâhlı Kuvvetleri’nden “Yarbay” rütbesinde kendi isteği ile emekliye ayrılan Sayın Dr. Ahmet KIYMAZ, 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nde Keçiören bölgesi kanaat önderleri tarafından meclis üyeliğine aday gösterilerek Keçiören ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi seçildi.

Yayımlanmış kitapları şunlardır:

“Romanda Millî Mücadele”, Akçağ Yayınları, Ankara, 1991
“Çankırı Yöresi Yâren Kültürü”, Yaprak Yayınları, Ankara, 1995
“Kompozisyon Bilgileri”, KHO Basım Evi, Ankara, 1999
“Savaş ve Askerlik”, Sarkaç Yayınları, Ankara, 2012

Sayın KIYMAZ, evli ve iki çocuk babası olup İngilizce bilmektedir.